Türkiye’nin yangın bombası gecesi | VİJAY PRASHAD

VİJAY PRASHAD | Kürt haklarını savunan bir solcu partinin hedef alınması yenilenecek seçimlerden önce şiddetin ve siyasi izolasyonun daha da artacağının göstergesi olabilir

18 Eylül 2015 Cuma, 22:02

8 Eylül’de Türkiye’nin birçok yerinde HDP bürolarına eş-güdümlü saldırılar gerçekleşti.

Aslında bakılırsa, her ne kadar medyada sık sık bunun tam tersi yansıtılmaya çalışılsa da, HDP bir Kürt partisi değil.

HDP 2012’de bir grup sol eğilimli siyasi parti (Hepsi de Kürtleri sıkıca destekleyen düşüncelere sahip) bir seçim koalisyonu oluşturmak istediğinde kuruldu. Yunanistan’ın Syriza’sıyla kurulabilecek benzerlik rahatsız edici olmaz.

HDP geleceksel solcu pozisyonları tutan bir parti. Nükleer güce karşı, LGBT hakları savunucusu, azınlıklara ayrımcılığa karşı, kadın-erkek eşitliğinin savunucusu vb.

O halde neden Ankara ve diğer şehirlerdeki büroları saldırıya uğrası ve yangın bombasına maruz bırakıldı? Savaş köpeklerini HDP’nin üstüne salmaya kim karar verdi?

Bariz suçlu, bariz çünkü ellerinde bayraklarla geldiler, aşırı sağcı Milliyetçi hareket partisinin bozkurtları. Fakat yalnız değildiler.

Şimdilik açık olan şu ki bu geniş oluşum ile yasa dışı Kürdistan İşçi Partisi (PKK) arasında bağlantı kurmaya çalışan diğer güçler HDP’ye karşı bir kez daha bir araya geldi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın temmuz ayında ülkeyi PKK’ye karşı savaşa yeniden sokmasıyla HDP baskılara cesaretle göğüs gerdi. Yani HDP’yle çatışan yalnızca gözü dönmüş bozkurtlar değil. Aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’ye arka çıkan toplumsal güçler.

HDP merkezlerine saldırılmadan birkaç saat önce Türk Hava Kuvvetleri ve Özel Kuvvetler Birliği PKK’nin Irak’taki Avaşin, Bazyan, Kandil ve Zap üslerini vurdu.

Saldırı PKK’nin Dağlıca’da askeri bir konvoyu pusuya düşürerek 15 askerin ölümüne sebep olmasının ardından gerçekleşti. Bu askerlerin ölümü Erdoğan’a ihtiyacı olan fırsatı vermiş oldu.

Türk birlikleri şu anda PKK karargahlarına geniş çağlı bir saldırı başlatmış durumda. İki taraftan da misillemelerin gelmesi Türkiye’yi 1999-2004 arasında yatışmış olsa da zorlu çatışmaların yaşandığı 1984-2012 sürecine sürüklüyor.

Türkiye’nin veya PKK’nin savaşın daha da şiddetlenmesinden nasıl kaçınacağını kestirmek çok güç.

HDP bütün bunların içine nasıl girdi? Haziran’daki parlamenter seçimlerde HDP %13 oy kazandı. Sonuçlar Erdoğan’ın anayasayı değiştirecek çoğunluğa ulaşmasını engelledi.

AKP anayasayı neden değiştirmek istiyor? AKP’nin temel isteklerinden biri (kendisince) dik kafalı olan parlamentonun etkisini azaltmak ve başkanlık sistemini getirmek.

AKP’nin Anadolu’daki demografik avantajı kendi başkan adayının (Erdoğan olsun olmasın) kolaylıkla seçilebileceğini tahayyül edebilmesini sağlıyor. Fakat HDP’nin Haziran’daki başarısı AKP’nin üçte iki çoğunluğu elde etmesini önledi.

AKP’nin 2002’de bu çoğunluğu elde ettiği fakat anayasayı değiştirmeye yeltenmediği doğru. O zamanlar iktidar partisi olduğu ilk yıllardı ve tereddütle iktidara gelmişti. Liderleri Erdoğan siyasi yasaktan yeni kurtulmuştu.

Erdoğan en azından iki sebeple Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesini istiyordu. Birincisi hızlı büyümenin eşiğindeki Türkiye’ye getireceği ekonomik faydalar içindi. İkincisi de (AB üyeliğinin sağlayacağı üzere) ordunun AKP’yi iktidardan indirmek üzere devreye giremeyeceğini garantilemek içindi.

Bu ikinci motivasyon gerçek korkuydu.

Artık orduyu kısırlaştırmış ve bütün muhalefeti ortadan kaldırmış AKP’nin daha büyük hevesleri var. AKP artık ebedi hükümdarlık istiyor. Bu AKP’nin öncülü Refah Partisi 1994’te İstanbul’da belediye seçimlerini kazandığında destekçilerinin sevinç sözlerini hatırlatabilir: “Diğer Türkiye başa geldi.”

Belediye Başkanları Erdoğan’dı. Şimdi iktidarının yolunu kapayacak hiçbir şeye izin vermek istemiyorlar.

Koalisyon Hükümeti

Haziran seçimlerinden sonra koalisyon görüşmelerinin başarısız sonuçlanması ve dolayısıyla koalisyon hükümetinin kurulamaması sebebiyle Türkiye 1 Kasım’da yeniden seçime gidecek.

HDP’ye olan antipati birçok kişi tarafından partinin Türkiye solu imajını yıkma çabası olarak görülüyor. HDP’nin iki iskemle arasında oturduğu doğru. Parti kendini Türkiye’nin Syriza’sı veya Podemos’u şeklinde tanıtma eğilimi gösteriyor.

Fakat HDP’nin içinde PKK yanlısı ve PKK’nin cezaevindeki lideri Abdullah Öcalan’ı kutsayan önemli de bir kısım var.

HDP’nin son zamanlardaki toplanmalarında PKK bayrakları ve Öcalan fotoğrafları pek görülmüyor. Yine de kalabalıklar o bilinen sloganı bağırıyor: “Biji Serok Apo” (Çok Yaşa Öcalan)

HDP hem ateşkesi destekleyen hem de PKK’nin duruşunu destekleyen kesimleri bir arada tutuyor, yine de ateşkesi destekleme fikrinin lider kadrolarda daha yaygın olduğunu söyleyebiliriz. HDP’nin Haziran’da edindiği başarıyı tekrarlamasını önleme yolu olarak onu PKK’nin renklerine boyamak görüldü. İşte HDP bürolarının yangın bombasına tutulmasının sebebi de tam olarak bu.

Erdoğan’ın Başbakanı Ahmet Davutoğlu PKK’nin Suriye’deki IŞİD’le savaşmayı Batı’yla ilişkileri geliştirmek için kullandığını söyledi. Esasında Erdoğan’ın PKK’ye karşı bu yeni savaşı IŞİD karşıtı koalisyonun hesaplarını şaşırttı.

PKK ve onun Suriyeli müttefiki YPG, IŞİD ile Kuzey Suriye ve Irak’ta en amansız mücadeleyi gösteren savaşçılar oldu. Fakat Türk hava kuvvetlerinin bombalaması bu grupların ikmal yollarını bölerek IŞİD ile savaşımda onları zayıflattı.

Asıl tehlike Erdoğan’ın yeni Suriye politikasının yalnızca PKK ile Türkiye arasındaki barış sürecini alabora etmiş olması değil aynı zamanda IŞİD’in Kuzeye doğru ilerleyişinin yolunu açmış olması.

Bu PKK karşıtı yeni savaştan ne Türkiye’ye ne de Suriye’ye iyilik gelmez, ve tabii ki HDP’ye saldırılardan da hiçbir iyilik gelmez.

Erdoğan seçimleri kazanabilir. Anayasayı da değiştirebilir. Fakat bu adam ne miras bırakacak? Çok daha az demokratik haklara sahip, muhalefeti zayıflatılmış bir ülke ve 40 bin kişinin hayatına mal olmuş, belki de binlercesinin hayatına daha mal olabilecek bir ayaklanma.

Bu neredeyse Erdoğan’ın kahramanı II. Mehmet’in imparatorluğu.

*Bu yazı 9 Eylül 2015 tarihinde “Turkey’s Night of the Firebombs” ismiyle al-Araby al-Jadeed’de yayınlanmıştır. (Umut Çevirileri, İpek Karaca)