02 Ocak 2017 Pazartesi, 16:58
Ulaş Bayraktaroğlu
Ulaş Bayraktaroğlu ulasbayraktaroglu@umutgazetesi.org Tüm Yazılar

Türkiye’de özgür yaşamı kazanmanın tek yolu başfaşist Erdoğan’dan ve AKP’den kurtulmaktır

Türkiye’de hiç kimse 2017 yılının gelişini kutlayamadı. İçten bir şekilde yeni yılla ilgili iyi dileklerde bulunamadı. Halk, 2016 yılının son gününü nereden ve nasıl bir saldırı gelecek endişesi, tedirginliği ve korkusuyla geçirdi. Ve büyük bir çoğunluğun öngördüğü gibi yeni bir faşist katliam gerçekleşti. Bu sefer hedef yoksul işçi-emekçi halk kesimleri değil, burjuvazinin bir eğlence mekanı oldu.

Dikkat edilirse, katliamın yapıldığı mekan üst sınıfa ait olmasının yanı sıra, AKP-IŞİD faşizminin savaştığı, ötekileştirmeye çalıştığı bir kültürün ve yaşam biçiminin sürdürüldüğü sembol bir eğlence merkezidir. Reina, burjuva anti kültürünün tüm yozluğunun üretildiği bir mekan olsa da, bu katliam Türkiye’de seküler, demokratik ve AKP-IŞİD faşizminin dayattığı egemen kültürden olmayan herkese karşı yapılmıştır. Reina’da içki tüketiliyor ve yılbaşı kutlanıyordu. AKP-IŞİD faşizminin size düşman olması ve sizi katletmesi için bu yaşam biçimini sürdürmeniz yeterlidir.

Zenginler, patronlar sınıfı ve onların yalakaları! Bu canavarı, faşizmi siz yarattınız. Faşizm canavarı sonunda sizi de ısırdı ve parçaladı. İşçiler ve halklar yoksunluk ve yoksulluk içinde çırpınırken sizin onların alın terine el koyarak, hayatlarını çalarak zenginlik ve lüks içinde yaşadığınızı görüyorlar. Hiçbir an geçmemektedir ki sömürdükleri kitleler, bu şımarık zengin sınıfına öfkesini derinden bilemesin. AKP ceplerinizi doldururken, işçilerin ve halkların haklarını sizin namınıza gasp ederken memnundunuz. Şimdi geriye kalan aklınızla kaçmayı ya da bu cehennemden bir şekilde kurtulmayı düşünüp düşünmemek sizin bileceğiniz iştir. Bu çürümüş-gerici burjuvaziden bile düşünen çıkarsa, küçük bir ihtilmal dahi olsa, insanlaşmaya varan sonuçlar gerçekleşebilir. Bu yolda düşünene tavsiyemiz; karanlığın ve yalanların organize savunucusu burjuva medyasının en şovenist, en mezhepçi ve en gerici ideolojilerle halkı nasıl  yönlendirdiğini ve AKP-IŞİD faşizmini beslediğini unutmamasıdır.

Bu katliamın, hangi siyasal odağın işi olduğundan daha çok, hangi siyasal hattın ürünü olduğunun tespit edilmesi önemlidir. Reina katliamını gerçekleştirmiş olabilecek muhtemel siyasal odaklar şunlardır:  Faşist AKP-IŞİD çeteleri, IŞİD’in içinde AKP politikasını kabul etmeyen bir klik, emperyalist istihbarat servislerinin yönlendirmesiyle hareket eden faşist bir çete, kendiliğinden görev çıkartan organik bağı olamayan faşist bir çete.

AKP bizzat bu saldırıyı yaptırmış olabilir, çünkü Suriye’yi işgal etmeye devam etmek için gerekçeye ihtiyacı var ve herkesin bildiği gibi Türkiye’de gelişebilecek bir iç savaşa hazırlanmaktadır. Faşist partinin yığınsal tabanının bu saldırıda hayatını kaybedenlere ve zarar görenlere üzülmelerine gerici ideolojileri izin vermez. Tersine “beddualarının tuttuğunu” düşünen azımsanmayacak sayıda insanlık dışı yaratık Türkiye’de mevcuttur. Bu nedenlerle, AKP bizzat bu katliamı planlamış olabilir. AKP’nin gerçekleştirdiği katliamlar, fırsat bulursa gerçekleştireceklerinin teminatıdır.

İkinci ve üçüncü olasılıklar, dünyada tek merkezden yönetilen, homojen, tek bir IŞİD’ın olmaması gerçeğine dayanmaktadır. Emperyalist güçlerin ve bölgesel güçlerin yönlendirdiği farklı IŞİD çeteleri vardır. Bununla birlikte, IŞİD’in görece özerk birçok çıkar ilişkisinde taraf olan özgün yapısı da (hatta yapısal bölükleri) vardır. Bunlardan biri AKP’nin son dönem Suriye politikasına karşı harekete geçmiş olabilir. AKP’nin dostu ya da düşmanı olan emperyalist güçlerin istihbaratlarından biri, Türkiye’de iç savaşa giden süreci yönlendirmek amacıyla katliamı azmettirmiş olabilir.

Son olarak Başfaşist Erdoğan’ın ve AKP’nin yoğun faşist propagandasından etkilenen, herhangi bir örgütle organik bağı olmayan bir faşist çete, kendiliğinden görev edinip katliamı gerçekleştirmiş olabilir. Bu ihtimallerin hangisi olursa olsun, Reina katliamının tek gerçek suçlusu ve sorumlusu AKP- IŞİD faşizmidir. Reina ve benzeri katliamların tek sorumlusu sadece Başfaşist Erdoğan ve AKP değil, onların yanı sıra işbirlikçileridir.

Yeteneksiz, çürümüş burjuva partilerinin faşist partiye nasıl teslim olduklarının, nasıl yedeklendiklerinin açık örneğini, hemen Reina saldırısından sonra görmekteyiz. CHP sözcülerinin bir kısmı ve aynı siyasal zeminden beslenen bazı gereksizler bakın katliam sonrasında AKP’ye nasıl seslenmektedir:

“ÜLKEMİZİ YÖNETENLERE SESLENİYORUM! Aynı gemideyiz (…) Bırakın rejimi değiştirecek, başkanlık adıyla tek adam yönetimi kuracak Anayasa değişikliği zorlamasını. El ele verip bitirelim şu terörü, kurutalım terörist üreten bataklıkları. Teröriste karşı silahla mücadele edeceğiz elbette. Terörü ise hamasetle değil, akılla yeneceğiz.”                                                          (Metin Feyzioğlu, 1.2.2017, Lanetliyorum ve Soruyorum, Cumhuriyet.com.tr)

Yukarıda, TBB Başkanı Feyzioğlu gibi zatları “gereksizlikle” nitelendirdik. Burada, “gereksizlik” sadece politik bir sıfattır. Bu tür işbirlikçiler, dirayetsizler çok açık bir biçimde işçi sınıfının ve halkın çıkarları açısından “gereksizdirler”, fakat bunlar aynı zamanda burjuvazinin AKP-IŞİD faşizmine karşı muhalif olan kesimleri için de gereksizdir. Feyzioğlu hala “AKP ile elele verip siyaset yürütme hayallerini” anlatarak neden gereksiz olduğunu ispat etmektedir. AKP’ye elini verip kolunu kurtaran bir kişi, siyasal odak neredeyse yoktur. Feyzioğlu AKP ile beraber, silahla ve akılla terörü kurutmayı planlamaktadır. Bu yaklaşım terörün, katliamların, savaşın yaratıcısı ve kaynağı ile terörü kurutmaya çalışmaktır. Bu absürt öneriler ve duruş karşısında söylenecek fazla söz yoktur. En iyisi Feyzioğlu’nun bu işlere karışmayarak tüm toplumun faydasına susmasıdır. Böylece sadece hamkafa olduğunu düşünebiliriz. Aksi durumda  AKP-IŞİD faşizmine o veyahut bu nedenle el uzatan herkes gibi oda işbirlikçidir! Feyzioğlu hem hamkafa hem de işbirlikçiyse onun akibeti de benzerlerinin başına geldiği gibi faşist partinin inisiyatifine bağlı olarak gelişecektir…

CHP merkez siyasetiyle temsil edilen ve üretilen bu işbirlikçilik, parazit siyaset tarzıdır. Bununla beraber parazit siyaset tarzının da eklentisi-yedeği “düzen içi sol siyaset” vardır ki bunlar da parazitin paraziti siyasetidir. Kimse parazitin paraziti olur mu demesin, çünkü siyasal mücedelelerde pozisyon üretimlerinin sonu yoktur. Bir siyasal odak işbirlikçinin işbirlikçisi konumuna geçince gerçekleştirilen işbirlikçiliğin özgünlüğüne bağlı olarak parazitin paraziti durumu ortaya çıkmıştır. Faşizme karşı devrimci savaş biçiminde gerçekleştiremeseler  bile,  AKP’ye karşı anti faşist mücadele vermesi gereken “yasal sol- sosyalist örgüt ve partiler”  zihni sinir fikirler ofisi gibi çalışmaları, işçi sınıfı ve halkların faşizme karşı devrimci savaş örgütlenmelerine ve eylemlerine küfretmeleri tam da parazitin paraziti siyasetidir. “Birlikte yaşamı savunalım”, burjuva “cumhuriyetin kazanımlarını savunalım” yaklaşımları katışıksız popülist, düzeni aklayan, üstenci zihni sinir fikir üretimleridir. İzin verin de (!) birlikte yaşayıp yaşamayacağına sömürge statüsünde olan, katledilmekte olan halk karar versin. Egemen sınıfların düzenini “cumhuriyetin kazanımları” başlığı altında savunacağınıza devrim için mücadele edin ki size de sosyalist denebilsin. AKP-IŞİD faşizmi de toplumun tüm kesimlerine kendi diktatörlüğü altında “birlikte yaşamayı” ve burjuva cumhuriyetinin bütün “kazanımlarını”  savunmayı önermektedir. AKP gelecekte muvaffak olabilirse, belki değirmenine su taşıyanlara zuladan içki içmeleri ve yılbaşı kutlamaları için izin verebilir… Parazit işbirlikçi siyasetin paraziti reformist ve pasifistler!  Ne kadar karalamaya çalışırsanız çalışın, dağlardaki ve kentlerdeki devrimci gerillalar, Özgürlük Güçleri Türkiye ve bölge halklarının, işçi sınıfının ve AKP-IŞİD faşizmine karşı olan herkesin umudu ve kurtuluş gücüdür.

Devrimciler! AKP-IŞİD faşizminin işbirlikçisi düzen partisinden ve onun paraziti “düzen içi soldan” çok daha niteliklisiniz. Bu ülkede gerçeğe, adalete, eşitliğe ve özgürlüğe hizmet eden herşey, her yol sizlerin eseridir. Bugünkü niceliğiniz AKP-IŞİD faşizmini ve onu yaratan kapitalizmi-emperyalizmi alt etmeye fazlasıyla yeterlidir. Biz heryerdeyiz! Düşman bizden gerçek anlamda güçlü değildir; ancak bizim zayıflığımız düşmanın gücüdür. Suni zayıflık durumunu aşmanın  yolu devrimci siyaseti üreterek zafer hedefine tereddütsüz ve şaşmaz bir bağlılığı oluşturmaktır. Bahsettiğimiz devrimci yolu yaratmanın tek yöntemi,  faşist diktatörlük biçiminde kendini işçi sınıfına ve halklara dayatan düzenden kopuk-bağımsız örgütlülüğü derinleştirmek ve devrimci örgütü kesintisiz devrimci taarruz stratejik unsuruyla hiç durmaksızın işletmektir. Yeni yıl faşist düşmanı ezeceğimiz ve dizlerinin bağını kıracağımız bir dönem olacaktır. Selam olsun yolumuzu aydınlatan ölümsüzlerimize! Zindanlarda, sürgünde direnen özgür kor yüreklere ve faşizme karşı kentlerde, dağlarda, cephelerde savaşan Özgürlük Gücü savaşçılarına!