17 Ekim 2016 Pazartesi, 15:32
Ekrem Demirci
Ekrem Demirci ekremdemirci@umutgazetesi.org Tüm Yazılar

Solda demagojik anti emperyalizm, faşizmi besliyor

Sol adlı internet yayınında uzun bir dönemdir her vesile kullanılarak Suriye’deki halkların mücadelesi karalanıyor ve küçük düşürülüyor. Bu konuda tüm yeteneklerini kullanarak, en bayağı demagojilerle, kuzey Suriye’deki dişe diş mücadele ABD nin oyunu olarak yansıtılıyor. Bunu en başta TC devleti yeterince yapıyor ona inanmayacak olanları ikna için Komünist Parti adını kullanan bu çevre devreye giriyor. İnanılmaz ve çok ince sol demagojiyle AKP ve asıl olarak kazanımlarını savunmaya devam ettikleri devletin ağzıyla propaganda yürütüyorlar. Kazanımlarını savundukları Cumhuriyetin bu günkü bakiyesi Tayyip devleti ne diyorsa aynı şeyleri pembeleştirerek komünizm adına piyasaya sürüyorlar. Kuzey Suriye’deki tüm mücadeleyi ABD nin oyunu olarak yansıtmak için ellerinden geleni yapıyorlar. En çok ABD nin Kürtlere silah yardımı ve son dönemde bir bölgede binalara çekilen ABD bayraklarını gündeme getirerek veryansın ediyorlar.  ABD silahlarını da, bayrağını da hepsini ve her şeyi tartışacağız.

Bu yazıda konuya bir giriş olarak, bu çevrenin en emperyalizm karşıtı geçinen yazarlarından İlker Belek’in söyledikleri üzerinde duracağız. Ancak bu İ. Belek eleştirisinden çok benzeri geniş bir demagojik emperyalizm karşıtları cephesinin hepsini kapsamaktadır.

İlker Belek Cerablus’ta devleti için endişe duyuyor

İlker Belek’in 19 Eylül 2016 tarihli yazısının başlığı, Rojava’da özgürlük: Amerikan Bayrağı. Daha bismillah başlık bir şeyler anlatılıyor, Rojava’da özgürlük, iki nokta üst üste, bir değil, iki nokta üst üste ve  Amerikan bayrağı. Daha başlarken ve başlıkta yazar kafamıza çakıyor, Rojava’da özgürlük dahil her şey ABD nindir. Olabilir, bu gerçek olabilir o zaman böyle dilin ve ifadenin inceliklerini kullanarak gözümüze sokulmasına gerek olmazdı. Herkes için gerçek olan bir şeyin yani malumun böylesine özenerek açıklanmasına gerek kalmazdı. Öyle ya herkesin bildiğini bir başlıkla makale konusu yapmak mugalata sanatına girer.

Bu koşulda başka bir durum olması gerekir ve bize bir şey anlatılmak isteniyor diye düşünürüz. Yazar kimsenin bilmediği bir durumu, ilişkiyi, bilgiyi paylaşacaktır ve bu herkesin hakkıdır ve bizleri aydınlatacaktır. Yazıya bu gözle baktığımızda hiçbir yeni ve bilinmeyen ve başlığa uygun okuyanı aydınlatacak en küçük bir bilgi kırıntısı yok. Bilgi, belge olmadığı gibi başlığa konulan iddiayı  somutlayacak, her hangi bir analizde yok. Yeni bir bilgi, belge, analiz veya aydınlatıcı bir çaba olmadan yazar başlıktaki eşitlemeye hakikat olarak inanmamızı istiyor. Bunun için sadece sıradan gazetecilik bilgileri veriyor.

Türkiye’nin ABD ve Rusya’nın onayıyla Cerablus’a girdiğini ve Kürtlerin Fıratın doğusuna çekilmesi için ABD ye baskı yaptığını, Kürtleri tehdit ettiğini ve bu esnada Telabyad’ın bazı binalarına ABD bayrağının asılma hikayesini anlatıyor ve bir hüküm bildiriyor. “Neresinden baksanız tam bir sefaleti belgeliyor.” Sonra devamında bir sırrı daha kulaklarımıza fısıldıyor. “Şimdi YPG sahada Rusya ve ABD için en güvenilir aktör.” Bu büyük sırrı da kimse bilmiyordu, herkes yazardan öğrenmiş oldu.

Yazarımız sırlara devam ediyor ÖSO, Türkiye, ABD ilişkilerinin pek iyi gitmediğini bildirerek, “Korkarız Cerablus’ta Türkiye yapayalnız kalacak, belki IŞİD AKP’yi yolda bırakan ÖSO gruplarını da kendisine katmış olarak Cerablus’a yeniden dönecek.”  Yazar ciddi ciddi TC adına endişeye kapılıyor, “ Korkarız Cerablus’ta Türkiye yapayalnız kalacak.” Biz kendisini rahatlatalım, “Korkma devletin o kadar kötü durumda değil.”.

İlker Belek okuyucularına bilinmeyenleri aktarmaya devam ediyor. “Şunu söylemeye çalışıyoruz: YPG Suriye’deki Amerikan planının bir parçası olarak desteklendi. Hazindir ki IŞİD de aynı planın başlangıç hamlesi olarak Kaide’den devşirilerek sahneye sürülmüştü.”

İşte asıl beklediğimiz ifşaat geliyor, çok mahrem bir bilgi ve keşif, ABD YPG yi kendi planının parçası olarak desteklemiş. Biz ve herkes  ABD’nin YPG’yi hazret İlker’in planı sonucu destekledi sanıyorduk. Çok aydınlatıcı oluyor ve her satırda bölgenin bilmediğimiz yeni sırlarını keşfediyoruz. IŞİD de ABD planının işiymiş. Bu malumun ilanı boşa yapılmıyor. Hazret dolambaçlı olarak IŞİD ve YPG’yi aynılaştırıyor. Direk söyleyemiyor dolaylı olarak hep yaptığı gibi, belden aşağı vuruyor. IŞİD ve YPG ikisi de Amerikan planıdır diyor. Bu son derece zehir zemberek yalanı neden yaymaya ve okuyucularını yanıltmaya çalışıyor. Bunu tam bilemeyiz en fazla yazının tümünden sonra tahmin yürütülebilir.

Olurda biri akıl eder, Emperyalizmin de bir bütün olmadığını, aralarında şiddetli rekabet olduğunu ve en önemlisi kadir-i mutlak emperyalizm yoktur, emperyalizmin her şeye hükmedemediğini düşünen, soran olabilir, üstadımız böylesi ihtimal ve sorulara da kapıyı önceden kapıyor. Emperyalistler arası çelişkiler konu edilirse onun burada sökmediğini söylüyor. “Emperyalist aktörün zaaflarından yararlanmak, emperyalist aktörler arasındaki çelişkilerin yarattığı boşluklara yerleşmek gibi taktiklerin etkisi ancak bir noktaya kadardır.

Daha doğrusu, o boşlukların da bir noktadan sonra emperyalist aktörlerden birisi tarafından doldurulacağı gerçeğidir.” Böyle bir ihtimal yoktur, yağmurdan kaçsalar bile doluya tutulurlar, emperyalizmden kurtuluş yok. Niye ? Üstadımız rolü gereği keskin bir anti emperyalist olduğundan, bir çok kere emperyalistlerin mutlak her şeye hakim olmadığını vaaz ettiğini unutuyor ve burada 100 devletin elini soktuğu ve kendisi değilse bile, aynı yerde yazan diğer yazarların, Suriye sahasında çok sert bir rekabet sürdüğü ve ABD’nin her alanda gerilediği yönündeki görüşlerini yutmamızı istiyor. Hiç dert değil, asıl tartışma bu da değil, bunları da es geçebiliriz.

Devletiyle ağız birliği içindeki solculuk

Yazıcımız emperyalizme kesin teslim olunduğunu, kıskıvrak ve zoraki boyun eğme dışında çaresiz kalındığını kesinleştirdi, şimdi özgürlük konusuna giriyor. “Emperyalizmin yazdığı oyunda, onun verdiği silahlarla, onun verdiği rolü yerine getirirken, özgürlük mücadelesinden söz etmek trajediydi ve yalnızca özgürlük kavramının içinin boşaltılmasına hizmet etti.” Biz de sormadan edemiyoruz, bayım sen kendini kuşlar gibi özgür hissediyorsun değil mi? Yazık, kuşlar hissetmeden gerçekten özgürler, kuş beyinliler ise özgürlüğü kalemle yazmak sanırlar. Sen ve senin gibiler özgürlükten ne anlar, ömrün boyunca özgürlük için ne yaptın?

Başlık, Rojava’da özgürlük: Amerikan bayrağı biçimindeydi, beyzademiz özgürlüğün işini bitirdi orada özgürlük filan yok ABD’nin borusu ötüyor dedikten sonra bir de Rojava devrimi filan gibi laflar ediliyor onunda işini bitirmek için üzerini gene Amerikan bayrağıyla örtüyor. “YPG’nin, AKP’nin olası bir saldırısına karşı Amerikan bayraklarını kalkan olarak kullanmak mecburiyetinde kalmış olması aslında bu konuda yapılabilecek bütün tartışmaları nihayete erdiren bir sondur. Amerikan bayrağıyla devrim.”

Demagojinin zirvesi, niye ve hangi amaç güdülüyor? Zor koşullarda süren ve amansız bir direniş olarak devam eden Suriye halklarının mücadelesini Amerikan bayrağı örterek küçültmek ve karalamaktan amacın nedir. Gerçekten siz neyin peşindesiniz, neyi  savunuyorsunuz? Kuzey Suriye’deki halklara ne öneriyorsunuz? Bakın Amerikancı diye  aynı azgın şöven Türk ırkçılarının argümanlarını kullanarak nereye varmak istiyorsunuz.? Siz kimsiniz, kimin hizmetindesiniz, maaşınızı kim veriyor? Çok kirli ve düşman bir politika yürütüyorsunuz. ABD’yi YPG yalvar yakar getirdi ve ABD bayrağıyla iş yapıyor görüntüsü yaratıyorsunuz. Bu çarpıtmayla kime yaranıyor, kimden aferin alıyorsunuz. Aferinle yetindiğinize inanalım mı? Maaşlı olmadığınızın garantisi ne? Bu kadar bilinçli çarpıtma yoksa niçin yapılır. Suriye için önerilerinizi yapmadığınız ve olayları çarpıtmaya devam ettiğiniz müddetçe siz maaşlı muamelesi göreceksiniz.

Kimse kimsenin gözüne kül serpmesin, buyurun Suriye’de ne yapılmalı, önerilerinizi yapın ve Kürtlerin yaptığı yanlışı izah edin, beraber hesap soralım. YPG emperyalistler Suriye’yi parçalayıp yağmalamaya giriştiğinde kendi bölgelerinde yaşayan halkları örgütleyerek bölgede inisiyatifi ele aldı ve politika sahnesine çıktı. En büyük düşmanlık ve saldırı TC devletinden geldi. Niye bir el atıp destek vermediniz. TC’nin alarm zilleri çaldı ve o günden bu yana Türk gericiliği ve faşizminin bütün eğilimleri azgın bir şövenist kampanya başlattılar ve hala azdırarak devam ettiriyor.

Kuzey Suriye’deki halkların İnisiyatifini hedefe koyarak yükselttiği şövenist ortamdan yararlanarak, Türkiye işçi sınıfı ve emekçilerinin tüm kazanımlarını yok ediyor ve devrimci muhalefete karşı kanlı saldırılar düzenliyor. Bu politikayla tüm düzen güçlerini kendine mecbur bırakıyor ve dinci milliyetçi kitle desteğini pekiştiriyor. Aynı dönemde akıllara durgunluk verecek, siyaset tarihine geçecek kanlı ve azgın bir Kürt katliamına giriştiler. Açın bakın aynı tarihten itibaren siz ve partiniz de sol bir ağızla aynı dozda ve aynı utanmazlıkta yalan ve çarpıtmalarla koro halinde Suriye’deki Kürt inisiyatifini hedefe yerleştirdiniz. Ayrıca gelinen aşamada bu bir Kürt inisiyatifi olmaktan çıkıp Kuzey Suriye’de yaşayan tüm halkların ortak direniş ve gelecek kurma mücadelesine yükseldi. Kürtlerin öncülüğünü yaptığı alanlarda Kürtlerden fazla diğer halklar yaşıyor ve Kürtler kendi hedeflerini bu halklarla beraber ve günümüzde yeryüzünde olan ve olabilen en demokratik biçimde anayasa yapıyor, halk örgütlülükleri geliştiriyor, komün diyor, demokrasi diyor, paylaşma ve ortaklık diyor ve savaş içinde bunları inşa etmek için çırpınıyor.  Hiç bir şey oyun değil, sahte değil.

İlerici dünya Kuzey Suriye halklarının yanında

Dünyanın her yerinden komün arayan yenilik arayan ilericiler, sosyalist ve komünistler geliyor ve burada derinden ve yaygın bir kitle kıpırdanışı görüyor. Yalnız Türk faşizmi ve gericiliği her şeyin oyun, kandırmaca PKK teröristlerinin yalanları ve ABD emperyalizminin Türkiye’yi bölme planı, PKK’ yi de Amerika’nın maşası olarak propaganda ediyor. Hadi bu devlet ve bunu kendi devlet çıkarları için yapıyor. Peki aynı misyonu pembe bir renkle ve gerçekleri çarpıtarak hangi amaçla yapıyorsunuz? Dünyada bu yalanlara inanan yok. Bütün dünya ilericiliği bunlara inanmıyor, gerçekler yalanla yok edilemez. Bir tek siz devletinizle aynı dönem ve aynı iddiaları ve yalanları, dezenformasyonun en ince biçimlerini işletiyorsunuz. Niçin? Buyurun ABD sorununu tartışalım. ABD yi Suriye’ye Kürtler veya PYD davet etmedi. ABD size, PYD ye ve Dünya da kimseye sormadan başından beri sizin kazanımlarını savunduğunuz cumhuriyetinizle birlikte Suriye provokasyonunu tezgahladı.

Siyaset yapıyor, yerine göre siyasette şeytanın yattığı yeri çokta iyi görüyorsunuz. ABD’nin Suriye’de yaptıkları için birilerinden izin almasına gerek mi var? ABD Suriye’de çok kollu olarak yer alıyor. En başta da sizin kazanımlarını savunduğunuz cumhuriyet devletiniz Suriye’de en güçlü ABD koludur. Bunu Suriye’deki sıradan vatandaş böyle anlıyor. ABD’nin diğer ikinci kolu da IŞİD’dir. Zayıf gördüğü her topluluğu imha eden IŞİD’e karşı Suriye’deki halklar varlık yokluk savaşı veriyor. Yakında Türkiye kolu daha görünür hale gelecek.  Türkiye boydan boya selefi, cihatçı kaynıyor ve burada da Suriye’deki gibi önce devrimci ve sosyalistlere saldırıyorlar üstelik devlet güvenlik birimlerinin tüm tepeleri üniformalı IŞİD’ciden başka bir şey değil. Sen ve partiniz hem Türkiye devletine hem İŞİD’de karşı ne yaptınız, tek bir IŞİD’ çiye olsun, tek bir taş attınız mı?

Buradan  durmaksızın ABD ve emperyalizm üzerine zırvalıyorsunuz, gerçekten orada neler olup bittiğini, halkların neler çektiğini hiç düşünüyor musunuz? Bir an olsun nasıl azgın ve çok yönlü tuzaklara ve imha tehditleri karşısında, nasıl ölümüne direnişleri size hiç mi bir şey anlatmıyor?  Bakın oralarda Hristiyan nüfus var, Çeçen Sünni nüfus var, Sünni Türkmenler var gene Sünni ve Nusayri Araplar yaşıyor. Kürtler, Süryani ve Ermeniler yaşıyor. Köyleri ve şehirleri var, bağları bahçeleri var, oralar onların yurdu ve onlar imar etmiş. Dehşetengiz katliam tehditlerine rağmen kaçmak zorunda kalanların yanında çoğunluk yurtlarını terk etmiyor ve her yolu deneyerek direniyor. Bütün bu değişik inanç ve mezhepten ve değişik uluslardan tüm topluluklar, dünyanın tanık olduğu en acımasız ırklar, mezhepler ve dinler temelinde oluk oluk birbirlerinin kanını akıtırken aynı mensubiyetten buradaki tüm topluluklar birleşerek bambaşka ve yeni toplumsal arayışlar içindeler. Hepsi birlikte ortak kurallar koymuş ve dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir anayasa kabul etmişler ve bu temelde savaş ve yokluk içinde yeni bir hayat arıyorlar.

Sizin ABD emperyalizm sayıklamalarınız kime dönük? Bu halklara mı emperyalizmi anlatıyorsunuz? Siz emperyalizmi sadece kitaptan okumuş ve onu da yanlış anlamışsınız. Onlar yurtlarını ve yaşamlarını mahvetmiş olarak emperyalizmi biliyor ve yaşıyorlar. Emperyalizmle Türk ve Suudi Arabistan devletleri olarak kaşı karşıyalar.  Onunla IŞİD olarak, Nusra olarak ölümüne savaşıyorlar. Siz bu bahiste hangi makamda kimin şarkısını şakıyorsunuz. ABD ye karşı ne yapmalarını öneriyor, niye savaş açmıyor mu diyorsunuz? Böyle diyorsanız birileri de soruyu size çevirir. Önce sen savaş açabilirsin, senin de yaşadığın ülke ve senin hükümetin emperyalistlerle beraber buraları kan ve ateşe boğan birinci güç, niye onunla kardeş kardeş tek bir taş atmadan yaşıyor, sonra başkalarına emperyalist işbirlikçişi çamuru atıyorsun. Bak tam senin yaptığın emperyalizm işbirlikçiliği. Bütün bu olanlara senin kazanımlarını savunduğun cumhuriyet devletinden buraya yönelen emperyalist katliama tek bir taş atmadan yaşıyorsun.

ABD önce Türk ve Suudi Arabistan üzerinden IŞİD vd ile Suriye’yi kan gölüne çevirdi, sonra kurtarıcı olarak devreye girdi. Giderek sayıları arttı ve 100 devlete ulaştı. Türkiye üzerinden bütün dünyadan toplanan psikopat katil sürüleri  silah, cephane ve tüm lojistik ihtiyaçları sağlanarak Suriye’nin geniş bir kesiminde hakim hale getirildi. En güçlü olduğu dönemde Kobane’yi Kuşatan IŞİD Türkiye üzerinden ABD silahlarıyla donatılmıştı. Küçük Kobane tüm dünyanın gündemine oturdu. Bu direnişle dünya tarihinde halkların ve dünya devrim güçlerinin unuttuğu birçok anlamlı gelenek yeniden yaşam buldu. Dünyanın her yerinden Kobane ile dayanışmak için devrimciler Kobane’ye geldi ve IŞİD’e karşı, aynı anda sizin devletiniz ve ABD ye karşı savaşırken canlarını verdiler. İddia ediyoruz dünya tarihinde Vietnam’dan sonra en büyük uluslararası dayanışma kuruldu.

Bu küçük Kürt şehrinde yeni yüzyılın ilk döneminin tarihe geçecek en sert çatışması yaşandı. Kürt  kadın ve erkek gerillaları olabilecek en fedakar biçimde son noktaya kadar direndiler. Bu direniş tüm dünya halklarının gündemine oturdu ve batılı emperyalist devletlerin IŞİD’le işbirliği teşhir oldu ve kamuoyları önünde zor durumda kaldılar.  Bu gelişmeler sonucu ABD devreye girdi havadan IŞİD mevzilerini vurdu. Kürtler silahlarda denge kazanarak IŞİD’ı ve arkasındaki sizin devletinizi geri püskürttü. Dünya halklarının kalbi kuşatma altındaki bu küçük şehirde atarken kılınız kıpırdamadı. Ne zamanki Kürtler şehri kurtardı hem sizin parti hem devletiniz yırtınıyorsunuz. Devletiniz  ABD vatanımızı bölecek, bölücü Kürtler ABD’nin emrinde diyor sen ve partiniz, Kürtler emperyalizmle işbirliği yapıyor propagandasına veryansın ediyorsunuz.

Utanmaz ve hayasız bir demagoji sürüyor. Devletiniz gibisiniz. Devletiniz Kürt şehirlerini yakıyor, yıkıyor ve insanları katlederken Türkiye’de devrimcilere katliamlar düzenliyor, işçi ve emekçilerin yüz yıllık  kazanımlarını yok ediyor. Kürt şehirlerinde evleri, camileri yakıp teröristler cami yakıyor propagandası yapıyordu. Katliam yapıyorlar, katliamdan daha kirli demagoji yapıyor, demagojileri bombalarından daha alçakça, vicdan katliamı yapıyorlar. Siz ve partiniz demagoji ve kara propaganda da devletinizle yarışıyorsunuz. ABD’ nin suçlarını, devletinizin pisliklerini bırakıp, direnenleri hedefe yerleştiriyor ve kirli dezenformasyon yapıyorsunuz

Direnene düşman anti emperyalistler

Burayı anlamak gerekiyor niye ? Bütün bu hayasız demagoji niye? Hiç bir konuda samimi değilsiniz. Turnusol kağıdı gibi bir durum. Her zaman laisizm üzerinde fırtına koparıyorsunuz, burada laisizm sorununa yaklaşımınızı da ele veriyorsunuz. Halkların devrimci inisiyatiflerine düşmanlığınız, laikliğinizin de uyduruk olduğunu gösteriyor. Kimsenin inancına ve yaşam biçimine kimsenin karışamadığı, kadının her yerde göründüğü, çocuk haklarının anayasaya geçtiği bir toplum kurulmaya çalışılıyor, buradan küçük bir sonuç bile çıkaramıyorsunuz. Bakın kendinize komünist diyorsunuz. Marksizm konusunda da her kese ders vermeyi ihmal etmiyorsunuz. Suriye’nin bu bölgesi belki yerle bir olur ve şu an var olan, değişik mezhep, din ve etniklerden emekçilerin oluşturmaya çalıştıkları her şey egemenlerce ve gericilik tarafından ezilir. Demokratik, komünal kurumlar, kooperatifler, kadınların öne çıkması, kitlelerin oluşturduğu özgür kurumlar izi kalmadan yok olabilir. Bu bile insanlık tarihine geçecek önemli bir deneyimdir.

Her kes bilsin, bütün bunlar en az komünde Paris’lilerin yaşadığı kadar sahici işler. Bütün birimlerde seçimler yapılıyor, yaşamın her alanında, toplumun tüm kesimlerinde komünler kuruyorlar. Temsili değil doğrudan yapıyorlar. Etnik ve inançlar bakımından paramparça olmuş ve oluk oluk kan akıtılan coğrafyanın bir bölümünde, aynı toplulukların bir parçası ortak şu an yeryüzünde bir eşi olmayan toplumsal denemelere girişiyor, yeni bir yaşam arıyor ve kendince barış ve özgür ilişkilerle ortaklıklar kuruyor. Paris’ten daha geniş bir alanda ve daha fazla bir nüfusa ve daha karmaşık kozmopolit bir ortamda bunları yapmaya çalışıyor. İsteyen Paris Komünüyle her bakımdan kıyaslasın, Oradaki hiçbir şey buradakilerden ne daha olağanüstü ne daha kutsal. Siz sözde Paris Komününe bağlılık gösterirken Kuzey Suriye halklarının yaptıklarında, farklı olan ve size hasmene baktıran nedir? Kendiniz cevap verin. Bir soru, acaba siz uzaktaki, Avrupa’daki işleri mi seviyorsunuz? Siz Fransızlara sempatik Kürt, Ermeni, Arap, Süryani’lere fobikmisiniz? Marks komüne karşı olmasına rağmen ve kısa zamanda yıkılmasına rağmen, bu kısa deneyden, yeni bir  dünyanın teorik temellerini kuruyor. Hadi bunlar geri diyebilirsiniz ama bunun ölçüsü yok. Siz geri dersiniz başka biri sosyal, siyasal, toplumsal Paris Komününden çok ileri diyebilir.

Bakın burada ABD var, ABD ile PYD dünya devrimler ve halklar mücadelesi tarihinde birçok kez rastlanan biçimde yan yana düşmüş durumda. Bu ilişkilenmeyi eleştirmek her duyarlı anti emperyalistin hakkı ve görevidir. Kimse kimsenin bu hakkına yasak koyamaz. Eleştiri somut olur. Siyasal ortamı tam olarak yansıtır bu koşullarda kurulan bu ittifak  şu açıdan bölge emekçiler ve halklar açısından zararlıdır ve ilkesel olarak yanlıştır diyebilir. Bu ilişkide ABD nin işgalci ve emperyalist karakterini gizleyen onu ideolojik ve politik olarak halklara dost gösteren bir tavır varsa bu ilkesel olarak yanlıştır denir ve dostça buradaki güçler ve halklar uyarılır. Yada şunu söylersiniz, hiçbir koşulda emperyalistlerle ilişki kurulmaz dersiniz. Bu yanlış ama bir görüştür, kaçak ve soteye yatıp belden aşağıya vurulmaz.

Komünizm devletçi şövenizmle kirletilemez

Bir görüş ileri sürer bir ilkeyi savunursanız belirli bir paradigma içinde savunmak zorunludur. Marksizm-Leninizm çerçevesinde konuşuyorsanız milliyetçi damarlardan, bayraktan başlamazsınız. Hem o hem o demagojidir. Marksizm çerçevesinde konuşuyorsanız demagojik Amerikan silahıyla özgürlük olmaz, şöven milliyetçi önyargıları ayaklandırarak tartışamazsınız. Basbayağı sovyet halkı ikinci dünya savaşında ABD ve İngiliz silahlarıyla özgürlük savaşı verdiler ve bütün dünyayı Hitler faşizmine karşı korudular. ABD ve İngiltere ikinci dünya savaşında Sovyetler birliğine Atlantik kapalı olduğu için  ta Basra körfezi ve İran üzerinden Yüzbinlerce makineli tüfek, on binlerce top, binlerce tank, savaş uçakları ve bunlara ait tonlarca cephane göndermiştir. Kimse kalkıp Stalin ve sovyet yöneticilerine emperyalistlerin silahlarıyla özgürlük arayan sahtekar damgası vurmayı aklından geçirmedi.

Stalin ve sovyet yöneticileri bu ilişkileri yürütürken onlara emperyalist haydutlar diye hitap etmiyordu. Bir dost ve müttefik üslubuyla konuşuyordu ve bu yapılması gerekendir. Şimdi iki de bir PYD-YPG, ABD ye şu çağrıyı yaptı, emperyalistlere hakemlik istiyor diye belden aşağıya vuruş yapıyorsunuz buyurun Stalinden hatta Lenin’den başlayın PYD’nin çağrılarından çok daha dostane ve hakemlik isteği bulacaksınız ve üstelik bunları biliyorsunuz.  Bakın sizinle beraber PYD veya her hangi bir güç politik taktikler ve zorunlu ölüm kalım durumlarının dayattığı ortamlar dışında ABD ye emperyalistlere hayırhah, halkları ve emekçileri yanıltıcı görüşler ileri sürüyorsa orda dur bu emperyalistleri aklamak diyelim. Gene emperyalizmin dünya halklarının ve gezegenin geleceğini imha eden baş tehdit olduğu konusunu es geçen karartan eğilim veya görüşlerle de sonuna kadar savaşalım buyurun varsa böyle yanlışlar teşhir edin ve biz destekleyelim siz kirli ve şöven histerileri kaşıyan devletinize benzer ağızla belden aşağı vurmayı bırakın. Yok devam edecekseniz o zaman komünizm adını bırakın. Ve cumhuriyetinizle aynı safa geçin bundan sonra  kimse bir ayağı orada bir ayağı burada olamaz. Sert bir savaşta kendi cephemizi sağlam ve temiz tutma hakkımızı tartışmayız.  Tercih sizin, bizim cephemizde görünüp devlet ağzıyla konuşamazsınız. Bu kara propagandaya devam eder ve belden aşağı vurursanız bizim ellerimiz armut toplamıyor.

Kimsede kalkıp şimdiye kadar ABD ve İngiliz silahıyla özgürlük savaşı verilmez demagojisine başvurmadı. Sovyetler yapar Kürtler yapamaz diyorsanız bakın bu bile tartışılır ama pis milliyetçi ön yargıları kışkırtanlara safını sormak ve yüzünü teşhir etmek hakkımızdır. Siyaset sanatında ustalık taslamaktan geri durmuyor, herkese Marksizm dersi vermeyi biliyorsunuz. Zamanında Lenin dahil düşman devletlerin ajanı olmakla suçlanmamış devrimci kalmadığını da bal gibi biliyorsunuz. Cumhuriyetinizin tüm devrimcilere ağzını açan her  gericinin dış güçlerin maşası, emperyalistlerin kuklası suçlamalarını da biliyorsunuz. Şu an yaptığınız cumhuriyetinizle ve Tayyip’le birlikte aynı ağzı kullanmaktır. Bu büyük düşman ve kirli koronun parçasısınız.

Bu yazdıklarımız ve tartışmalarımız, sizin bir etki yaratacağınızdan değil, devletinizle yan yana ve sureti haktan komünizm pozlarınızı deşifre etmek, komünizm idealini bu lekeye, şöven devletçiliğe bulaştırmamak içindir.

Yukarıda ilk ilişkinin hangi koşullarda kurulduğunu tartıştık, ilk ilişki Kobane’de kuruldu. Birileri  ABD den silah almaktansa ve yardımı kabul etmektense Kobane’yi  IŞİD’e terk etmeyi savunabilir. Bu doğruluğu yanlışlığından öte bir tavırdır ve üzerinde tartışılır. Halklarda derki sonuna kadar direndik. Savaş esnasında ve savaş kuralı açıklanmadı ama çok kayıp verdik. Özellikle Kürt gerillalar, çok eşitsiz koşullarda ve kıyas kabul etmez silah ve güç üstünlüğünde, neredeyse  20 yıllık birikimini feda etti. IŞİD katillerinin tanklarını bedenlerini patlatarak genç Kürt oğulları ve kızları yaşamını verdi.

Bakın Türk halkını da çok ciddi olarak tehdit eden IŞİD caniliklerine karşı, sen ve partiniz rahat yataklarınızda yatarken Kürtler binlerce militanını kaybetti. Bu dönemde Kuzey Suriye’de IŞİD canilerine karşı bir çok  Türkiye’li devrimci can verdi. Aynı dönemde sizler konforlu bürolarınızdan, döğüşenleri suçlayarak ve yüksek perdeden anti emperyalist nutuklar atmakla yetindiniz. ABD ye ve emperyalizme veryansın ediyorsunuz, çok iyi devam edin. Ama halklar kan ve can veriyor, kızlarını ve oğullarını kaybediyor, evleri havaya uçuyor ve yaşamları imha oluyor. Bir şairimizin dediğini biraz değiştirirsek, sizin durumunuzu tam anlatır. “Ah! Ah! neler yapmadık emperyalistlere karşı, neler? Kimimiz nutuk attık, kimimiz can verdik.”

Emperyalizm bu topraklardan er veya geç kovulacak

Bütün bunların müsebbibi emperyalistler ve sizin devletiniz. Sizde mücadele ediyoruz diyorsunuz, tamam ama burnunuz bile kanamadı, Tırnağınızı bile feda etmediniz. Emperyalizme karşı bu şekilde ömrünüz boyunca devam etseniz ne siz emperyalistlerin ayakkabısına toz serpebilirsiniz, nede onlar sizin burnunuzu kanatır. Ama tarihte olduğu gibi birileri emperyalistlerin karşısına çıkacak, savaşacak ve er yada geç, emperyalistler bu topraklardan kovulacak. Siz en hasmane duygularla ve devletinizle aynı anda dövüşenlere saldırın, sizde kaybedeceksiniz. Devlet sağdan vuruyor, siz soldan vuruyorsunuz aynı anada ve daha sinsice vuruyorsunuz. Hiçbir duygu taşımadan, buz gibi bir soğuklukta ve hasmane bir saldırganlık, demagojik bir saldırı. Niye  ? Bu kin bu hasımlık niye? Kuzey Suriye’de Yaşayan Kürt, Arap, Çeçen, Süryani, Ermeni Türkmen halklarıyla alıp veremediğiniz ne?

Son olarak Siz hızlı komünistler olarak bütün bu kanlı ortamda kendinize ne görev çıkartıyorsunuz, sadece ABD karşıtı nutuk atmak mı? Ama emperyalistler hiçbir yerden nutuk atılarak kovulmadı. Bölgede ve Türkiye’de gittikçe derinleşen ve şiddetlenen çatışmalar da size laf dışında bir görev düşmüyor mu, siz trafik polisi misiniz? Her kese ayar çekiyorsunuz ve keskin anti emperyalizm dersleri veriyorsunuz, duyanda zanneder ki bunlar Emperyalistlerle dişe diş döğüşüyor, her gün kayıp veriyor sanır. Bir an düşünelim, Suriye’de eleştirdikleriniz ABD ile ilişkileri bozulup silahlı çatışmaya girseler bayım, size ne görev düşer? Siz gene rutin pembe komünizan yaşantınıza devam edersiniz. Şu dünya yansa bayım size ne düşer ? Tuzu kuru konforlu hayatınızda ne değişir? Ben sonucu biliyorum ve cevap istemiyorum, şu keskin yazılarınızı okuyanlara cevap verin . Türkiye kan revan içindeyken, sıradan her kes polis terörüne maruz kalırken bu süreçte sizin  hayatınızda ne değişti? Bari döğüşenlere gölge etmeyin, siz yaşamaya bakın.

Bu tartışmalar sıradan bir polemik değil, tartışmalar iki farklı dünya arasındadır ve çok önemlidir. Bu cephe geriletilmeden ve devrimci ve sosyalist dünyadan silinip atılmadan, bilinçlerdeki burjuva zehir temizlenmeden, güçlü bir mücadele cephesi kurulamaz. Bu demagojik anti emperyalizm propagandası milyonları bulan geniş anti Amerikancılığı bilinçli ve bilinçsiz olarak Kürt şövenizmi bulamacında kırarak devlete ve burjuvaziye dönük öfkeyi Kürt düşmanlığı üzerinde topluyor ve sonra bunu anti emperyalizm olarak yutturmaya çalışıyor. Anti emperyalizm 68-71 döneminden beri devrimci gençliğin sembolüdür ve onuru devrimci mücadeleye ve bu uğurda toprağa düşenlere aittir. Faşizm ve burjuva cephesi devrimci hareketleri askeri cuntalarla ezerek devrimcileri önceleri dış güçlerin oyuncağı şimdi daha pervasızlaşarak ABD’nin maşaları olarak sunuyor bu sol demagoglar bugün döğüşenleri hedef alarak, aynı rolü oynuyor, aynı ağzı kullanıyorlar.

Derece derce farklılıklar taşısa da bu cephenin tüm iddiaları birbirinin aynısıdır ve ilave edilmeli devletin ve burjuva faşist çevrelerle bir çok konuda ortaklaşmaktadır. Asıl olarak da Türkiye’de kendisini solda kabul eden geniş bir kesimin dünyaya bakışını yansıtmaktadır. Bu geniş kitle soldaki birçok siyasi eğilimi etkiliyor, Bu etki  altındaki sol örgütler bu kesimlerin nabzına göre şerbet vermek için basıyorlar demagojinin gözüne. Bu sadece siyasal olarak anti emperyalizm konusunda çarpık bilinç oluşturmakla kalmıyor çok daha temel birçok ideolojik ve pratik devrimci adımları torpilliyor ve anti emperyalist geniş kesimlerin burjuvazinin ve devletin safında kalmasına hizmet ediyor. Çarpılma bunlarla da sınırlı değil asıl olarak Kürt düşmanlığını ve şövenizmi güçlendiriyor. Yapanlar farkında ve ya değil, bilerek veya bilmeyerek halkların devrimci isyanlarına düşmanlık şövenist cepheyi güçlendiriyorlar. Demagojik anti emperyalizm somut olarak AKP ve Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürüyor.

   Ekim 2016