Son Dakika
22 Ocak 2017 Pazar

‘Savaşa ve Diktatörlüğe Karşı Barış İçin Avrupa Forumu’ kuruldu

Türkiye’den ayrılmak zorunda bırakılan aydın, yazar, akademisyen, sendikacı ve siyasetçiler, ‘Savaşa ve Diktatörlüğe Karşı Barış İçin Avrupa Forumu’nu kurdu

10 Ocak 2017 Salı, 20:10

Türkiye’den ayrılmak zorunda bırakılan farklı meslek gruplarından 67 aktivistin oluşturduğu ‘Savaşa ve Diktatörlüğe Karşı Barış İçin Avrupa Forumu’, 17 ve 18 Aralık’ta toplandı. Berlin’de Rosa Luxembourg Vakfı’nda gerçekleştirilen toplantılar sonrası kuruluşuna karar verilen forum, 5 dilli bir kuruluş deklarasyonu yayımlayarak ‘savaşa ve diktatörlüğe karşı mücadele’ çağrısı yaptı. Forumun koordinasyon kurulunda Ahmet Nesin, Çetin Gürer, Defne Asal, Demir Küçükaydın, Engin Sustam, Filiz Koçali, Fuat Ateş, Hatip Dicle, Mehmet Faruk Öztürk, Mehmet Rauf Kesici, Mustafa Sarısülük, Nil Mutluer, Pınar Şenoğuz, Ragıp Zarakolu, Rotinda Polat, Sakine Essen ve Selim Eskiizmirliler bulunuyor.

Savaşa ve Diktatörlüğe Karşı Barış İçin Avrupa Forumu’nun yayımladığı deklarasyonun tam metni şöyle:

“Türkiye halklarının içine itildiği kanlı savaşa ve özgürlükleri tutsak eden faşist diktatöre karşı bizler hakikat uğruna emek veren akademisyenleriz. Halkın haber alma hakkını savunan gazeteci, yazar, radyocu ve televizyoncularız. Halkların eşitliği ve kardeşliği peşinde koşan siyasetçileriz. Adalet için mücadele veren hukukçularız. Özgür ruhlar için sanatçılarız. Ekmek ve gül uğruna mücadele eden sendikacılarız. Patriyarkaya, tecavüze ve şiddete boyun eğmeyen kadınlarız. Eşitlik ve özgürlüğün çığlığı LGBTiQ’larız.

Bizler; Kürt, Türk, Alevi, Yahudi, Ermeni, Çerkes, Rum, Romen, Süryani, Êzidî ve Hristiyanlar özgür ve adaletli bir yaşam istediği için yerinden edilenleriz. Bizler; Barış ve özgürlük istediği için doğduğu ülkede işsiz bırakılan; yaşama, çalışma, ifade, örgütlenme hakları elinden alınan, tehdit edilen; evleri basılan, linçe uğratılan, işkence edilen, adaletsiz bir yargı karşısında sayısız davaya maruz bırakılan, yaftalanan, hedef gösterilen, hapsedilmek istenenleriz.

Bizler; hak ve özgürlük taleplerimize savaşla karşılık verme siyasetinin, hiçbir sınır ve kanun tanımaksızın, yaşamı ve renklerini acımasızca yakıp yıktığı Erdoğan ve kirli müttefiklerinin; darbe girişimini önleme gerekçesinin ardına sığınarak; OHAL’i ebedileştiren kanlı bir diktatörlüğü topluma dayattığı, faşist rejim için siyasi tahkimat yaptığı; yargıyı hükümet kontrolü altına aldığı, şiddet, taciz ve tecavüzü yaşamın her alanında meşrulaştırdığı, adaleti ve hukuku hiçe saydığı Türkiye’den Avrupa’ya gelenleriz…

Türkiye’nin demokratikleşmesi ve toplumsal Barışın biran önce tesisi için haklı talebimizi ve mücadelemizi, nerede olursak olalım hep birlikte sürdüreceğimizi, sözümüzün arkasında olduğumuzu Avrupa’dan ilan ediyoruz.

Yaşamı ve onun renklerini yok sayan totaliter rejimin doğrudan hedefi haline getirilen ve Avrupa’nın değişik ülkelerinde yaşamak zorunda bırakılan bizler; diktatörlük dayatmasına ve onun kanlı savaş siyasetine, ırkçılığa, cinsiyetçiliğe, hukuksuzluğa, insan hakları ihlallerine, baskıya, zulme, adaletsizliğe ve linçlere karşı susmadığımızı, susmayacağımızı ve haklılığımızı haykırmak için bir aradayız. Savaşa ve diktatörlüğe karşı barış için Avrupa Forumu adı ile çıktığımız bu yolda özgür topraklar ve ortak bir yaşam için mücadele veren tüm dostlarımızı ve yoldaşlarımızı selamlıyor ve kararlılığımızı coşkuyla haykırıyoruz.

Ve barış, demokrasi içinde özgürce yaşayan topraklardan yana olan herkesi, bu ortak yaşam arzusunu gerçek kılmak için omuz omuza mücadeleye davet ediyoruz…”