KAdıNgözÜyle: “Bu projeyle sanat tarihinde süregelen “erkek sanatçı-kadın model” klişesine karşı, bir duruş sergilemek istedik”

Fotoğraf sanatçısı Niko Guido’nun danışmanlığında biraraya gelen kadıNgözÜyle fotoğraf grubunda İstanbul’da Liriya Lee ile Gayrettepe’de bulunan KATS sahnede açtıkları sergi hakkında sohbet ettik

25 Aralık 2016 Pazar, 15:03

KadıNgözÜyle fikri nasıl ortaya çıktı? Bu projenin bize anlatmak istediği nedir?

KadıNgözÜyle grubu, 2012 senesinde fotoğraf sanatçısı Niko Guido’nun çağrısıyla fotoğrafa gönül vermiş kadın fotoğrafçıların katılımıyla oluştu. Bu projeyle sanat tarihinde süregelen “erkek sanatçı-kadın model” klişesine karşı, bir duruş sergilemek istedik, bunu yaparken erkek bedeninden yola çıkarak toplumda “erkek” olgusunu kendi tecrübelerimizle farklı açılardan anlattık.

Sanattaki erkek hegemonyasına karşı bir duruş sergiliyorsunuz ve erkekleri nü fotoğraflıyorsunuz. Fotoğrafların nü olması neyi ifade ediyor?

Çıplaklık doğaldır, hepimiz çıplak doğarız. İlk insanları düşünün, çıplaklıklarından utandıklarını sanmıyorum. Zamanla toplumda “utanç” duygusu oluşturan bu durumun sanatta çok kullanıldığını, özellikle 70’lerde erkek ve kadın performans sanatçılarının çıplaklıklarını var olan düzene bir başkaldırı aracı olarak kullandıklarını görürüz. Bizim bu projede anlatmaya çalıştığımız şey de budur. Bununla beraber bu projede erkek nü fotoğrafı çekmek, bedenlerini fiziksel olarak anlatmaya çalışmak değil, erkeği ve erkek bedenini bir bütün olarak düşünerek çalışmak demektir. Doğal olarak algı ve anlatım sanatçının yaşadığı topluma ve yaşadıklarına göre değişir. Grubumuzda her sanatçının fotoğrafıyla söyleyeceği “erkek” olgusu hakkında farklı sözleri vardı. Kimimiz estetik yanını, kimimiz erkeğin “çocuk gelin” konusundaki zalimliğini, kimimiz masumluğunu, kimimiz acizliğini, kimimiz çocuksuluğunu kimimiz çaresizliğini vs. anlattı. Benim fotoğraflarımda ele aldığım konular estetik kaygılar ve kişisel güç konularıdır.

Eserlerinizi sergilemek için yer bulmakta sorun yaşadığınızı söylemiştiniz. Bunun sebebi ne olabilir sizce?

Evet ilk başta maalesef İstanbul ve İzmir’de fotoğraflarımızı sergileyecek bir galeri bulamadık. İçki içiliyor diye sanat galerisi basılıp olay çıkarılan bir ülkede buna çok da şaşırmamak gerek sanırım. İnsanların üzerinde inanılmaz bir baskı var. Mesela Fransa’daki sergimiz için hazırladığımız kitapçığı basacak olan İzmir’den bir firma, son dakikada basımı yapmaktan vazgeçip bizi oldukça zor bir duruma sokmuştu. Neyse ki basımı İstanbul’da yapacak başka bir firma çıktı ve kitapçıklar Fransa sergisine yetişti. Şu an gelecek karanlık gözükse de bu günlerin de geçeceğine ve tekrar aydınlığa erişeceğimize inanıyorum.

Her alanda olduğu gibi kadınlar sanat alanında da erkek egemenlikle mücadele ediyor. Bize erkek egemenliğin sanat biçimini ve bununla nasıl mücadele edilmesi gerektiğini anlatabilir misiniz?

Tarihte ve günümüzde erkek gözü kadın bedenini daha çok bir seks objesi olarak görüp işler; Türkiye’de ve dünyada çekilen filmlere baktığınızda kadın bedeni tamamıyla çıplak gösterilebilirken bir erkek bedeninin çıplaklığının kısmi olarak gösterilmesi bu bakış açısına ve ayrımcılığa örnek olarak gösterilebilir. Reklam sektörüne baktığınızda “kadın bedeni ürünü sattırır” mantığını gözlemleyebilirsiniz. Burada kullanılan çıplaklık bir başkaldırı değil, toplumu manipüle etmek ve çıkar sağlamaktır. Sanat toplumun algısı ve yaşadıklarının dışa vurumudur. Mesela savaş dönemlerinde üretilen sanat o dönemin açılarını ve isyanını konu alır. Toplumun yaşadıkları ve değer yargıları değiştiği zaman sanat da ona göre şekillenecektir çünkü toplumun sanatçıya oto sansür uygulatması gözardı edilemeyecek bir gerçektir.

Kadın mücadelesinde ilk başta şunu anlamamız ve anlatmamız gerek; Hepimiz farklı bedenlerde doğan ruhlarız. Cinsiyetimize biz karar vermiyoruz. Bu eşitliği toplumun anlaması gerek. Mücadele, kadınları hakları konusunda bilinçlendirmekle, ellerindeki gücü onlara fark ettirmekle başlar. Kadın dayanışmasının bu sebeple çok önemli olduğunu düşünüyorum. Kadın bilinçlenirse doğurduğu erkek çocuğunu ona göre yetiştirecektir. Özellikle Türkiye’de bu bilincin ve mücadelenin çok daha güçlenmesi gerekir. KadıNgözÜyle grubunun bu sergiyle ve ilerideki sergilerle yaptığı ve yapacağı da bu mücadeleye destek olmak olacaktır…