Rüyasında devrim gören kadro -Gozel Koçgiri

‘’Devrimci liderlik-önder kadro tarihin dönüm noktalarında doğru kararları verebilen, çıkışlara imza atabilen, harekete geçiren, yenilgiden, tasfiyecilikten çıkışı gerçekleştirebilen, devrimlere yön verebilen kişidir.’’

12 Mayıs 2017 Cuma, 23:29

‘’Çok eski çağlardan beri yürürlüktedir diye, dedelerinin dedeleri de saygı gösterdiler diye, gelenekler salt gelenek oldukları için inanma; Eski zamanların destanları, söylenceleri böyle söylüyor diye inanma; Kendi kafasının yaratısı olan kurgulara, imgelere onları oraya, Tanrı’nın soktuğunu sanıp inanma. Ancak inceleyip irdeledikten sonra, kendi yaşantınla denedikten, aklına yatkın bulduktan, senin için de başkaları için de yararlı olduğu kanısına vardıktan sonra inan.’’ (M.Ö 5-6. yy. Buda)
Sınıflı toplumların yarattığı koşullar, olanaksızlıklar, tarihsel gelenek ve alışkanlıklar, ideolojik tahrip ve güdülenmeler nedeniyle devrimci hareketler içindeki kuşakların (kadın-erkek) eş zamanlı olarak önder kadrolar olamadıklarını yaşayarak görüyoruz. Her örgütsel yapının sürekliliğini sağlaması, önemli dönemeçlerde belirleyici rol oynaması, geleceğe damga vurması ancak zeki, inançlı ve inisiyatifli kadrolar üzerinden gerçekleşmiştir. Hem teoride hem de pratikte büyük atılım ve eylemler güçlü kişiliklerle başarılmıştır. Devrimci liderlik-önder kadro tarihin dönüm noktalarında doğru kararları verebilen, çıkışlara imza atabilen, harekete geçiren, yenilgiden, tasfiyecilikten çıkışı gerçekleştirebilen, devrimlere yön verebilen kişidir.
Şöyle kabaca devrimler tarihine, büyük kalkışmalara bir göz attığımızda öncü kadronun önemini daha net anlayabiliyoruz. Tarihte büyük devrimci gelişmeler gösteren önderler, peygamberler vardır. Hz. Musa’nın İbranilere yaptığı öncülük destansıdır. Her zorlukta inançsız kitleler ve kurtuluşa inanmamış kadrolar Musa ile karşı karşıya gelirler, Musa peygamber (peygamber yol gösterici, öncü demektir) her seferinde geriye düşen, yılgınlığa kapılan kavme önderlik eder, derler toplar ve başarabileceğini pratikte gösterir. Onlara kutsal sözler ver anlaşmalar getirir. İkinci bir Musa çıkmayacaktır. Bu nedenle İbrani kavmi yoldan çıkacak, bozulacak, değerlerine yabancılaşarak birbirine düşman olacaktır. O zaman Hz. İsa çıkar gelir, Yahudilere yeniden özgür toplumun müjdesini getirir. Aklı şaşmış, yoldan çıkmış efendi-köle olmuş bir toplumda toplumsal bir devrim için köleleri isyana çağırır. Fakat İsa’nın çarmıha gerilmesinden sonra havarileri içinde bir ikinci İsa çıkmaz. Hristiyanlık kölelerin özgürlük dini olacakken, Roma’nın resmi devlet dini olur ve egemenlerin ideolojisine dönüştürülür. Hz. Muhammed Arabistan’da aynı geleneği izler. Sınıflaşmaya ve zulme karşı toplumu örgütler. Kurtuluşun yolunu gösterir. Ölümünden sonra iktidarlaşmayla ve taht kavgalarıyla o inanç da önderliksiz kalmış olmanın sonuçlarını yaşar. Yol açıcılık, yol göstericilik başka bir şeydir, mirası mülk haline getirip ondan geçinmek başka bir şey! Spartaküs gibi bir ikinci lider çıksaydı gelişmeler başka olurdu! Deneyim ve tecrübe sahibi bilge ve cesur, sabırlı ve atak, zeki ve vakur liderler eğer bu özelliklerini yoldaşlarına aktaramamışlarsa her liderden sonra boşluklar doğmuştur. Büyük liderler, büyük dinler, düşünceler, felsefeler, devrimler, isyanlar yaratmışlardır. Hayat bazen o açılmış yalaklardan kendini üretmekten ibaret kalmıştır. İşte her birimiz kendimizi bir yolun yolcusu, bir geleneğin sürdürüsü olarak görüyoruz. O gelenekler olmasa bize geriye ne kalır. Dönüp kendimize baktığımızda, gelenek çınar ise bizde o çınarın dalı, yaprağıyız!
Şimdi devrim ve sosyalizm tarihine de baksak yine kadro sorunuyla karşı karşıyayız. Lenin zamanında müdahale etmeseydi Bolşevikler devrim yapamazdı. Ekim devrimi kişinin rolünü en iyi gösteren örneklerden biridir. Castro ve Che’nin önderliği, Mao’nun parti içindeki muhalefeti, tarihi doğru okuması bunlar olmasa devrimler olur muydu? İşte tarihi ve koşulları doğru okuyamayan dünyanın hali ortada. Devrim yerine darbeler, faşizmler, envai çeşit diktatörlükler. Kürdistan’da bir lider çıktı ve halkının kaderini değiştirdi! Sosyalist ülkelere bakalım: Lenin sonrası (hadi Stalin sonrası diyelim!) var mı lider kadro? Mao ve Enver Hoca sonrası! Sosyalizm öncü kadrolar yaratamamıştır. İlk kuşağın içinden ne yetiştiyse hepsi o kadar. İmkan ve koşul varsa neden devrimci önder kadrolar yetişmez? Hepsini ince eleyip sık dokumalıyız. Bunun düşünsel kaynakları da vardır! Her devrim ideolojik-politik kültürel olarak donanımlı kadroların eseridir. Kadrosuz isyan ve devrimlerin geleceği yoktur. İçimizde zamana meydan okumuş, ‘’kaderine’’ yenilmemiş, zulmün cenderesinden çıkmış, dirençle, sabırla umudu örmüş, yeni başlangıçlara kanat açmış yoldaşlarımız var. Bu tecrübe ve deneyimlerin hızla genç kuşaklara aktarılması ve sentezlenmesi görevimizdir.
Biz, güven duyacak, inandığını yapacak, inisiyatif almakta çekinmeyecek kadrolar istiyoruz, öz benliğini yaratmış, güçlü devrimci bireylerle, özgür kişilikli komünarlarla yürümek istiyoruz. Ne sorunlardan ne burjuva güçlerden korkmayan, icazet almayan, umut aşılayan liderler devrim yapacaktır. ‘’Olmaz’’ değil, ‘’Nasıl olur’’ diyen kadrolar sorun çözer. Malda mülkte gözü olmayan, nefsine hakim olan, bir lokma bir hırka felsefesine sahip, beş vakit namaz kılan Müslüman kadar inançlı ve istikrarlı, hata yapmaktan çekinmeyen -ama hatalı yaşamayan- iradeli komünarlar olarak sahneye çıkmalıyız. Her komünar özgürlük havarisi olarak halka gitmelidir. Onlara özgürlüğü anlatmalı, inandırmalı güven vermeli ve harekete geçirmelidir. Rüyasında devrim görmeyen kadro devrim yapamaz.