Son Dakika
22 Şubat 2017 Çarşamba
01 Şubat 2016 Pazartesi, 15:43
Ufuk Erhan
Ufuk Erhan ufukerhan@umutgazetesi.org Tüm Yazılar

O’nun göğüs boşluğunda koskoca bir yürek çarpıyor – Ufuk Erhan

dün gece seyrimde gördüm cerenim.
kızlar ne kadar çok seviyorlarmış ki seni
mosmor olmuş gül yazısı bedenin
mosmor olmuş gül yazısı bedenin
düşmüş sanki erguvanlar içinde
en genç burcu yıldızdan bir kalenin
en genç burcu yıldızdan bir kalenin
uçmuş sanki uçsuz bir uçuruma
gökyüzünün çakır gözlerinden
gökyüzünün çakır gözlerinden
düşmüş bir damla, bir deniz feneri
ışınlarıyla şile bezlerinin
güdüyor çobansız kalmış tekneleri

Can Yücel bu dizileri Türkiye sosyalist hareketinin önemli önderlerinden Zeki Erginbay için yazdı. Türkiye devrimci hareketinin önderlerinden Zeki Erginbay, kaçırılarak günlerce işkence edilip kalbine sıkılan kurşunla katledileli 39 yıl oldu. Zeki Erginbay’ı 23 Ocak 1977 günü kaçıran katiller, 12 gün süren işkenceden sonra kalbine sıktıkları tek kurşunla öldürdüler.

Göğsünde ve sırtında tek kurşunun izi bulunan ve vücudunun neredeyse her yerinde yaralar ve morluklar bulunan Erginbay için düzenlenen otopside işkence izine rastlanmadığı söylendi. Üzerinde bulunan montta kurşun izi yoktu; öldürüldükten sonra giydirilmişti. Cebinden bir paket Maltepe sigara çıktı; 4 tanesini ölmeden önce içmişti.

Zeki Erginbay’ın ülkücü faşistlerce kaçırılarak katledildiği yıllar Türkiye oligarşisi için yeni bir başlangıç dönemiydi. Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, MHP ve CGP tarafından kurulan 1. Milliyetçi Cephe Hükümeti işbaşındaydı.

12 Eylül 1980’de gerçekleştirilen askeri darbe ile ulaşmak istenen yeni ekonomik ve siyasi dengeler için toplumsal muhalefetin tüm kesimleri hedef haline getirildi. Bu nedenle Özel Harp Dairesi eliyle organize edilmiş provokasyonlar gerçekleştirildi. Pusular, işkenceler ve kitle katliamları örgütlendi.

Maraş Katliamı, Çorum Katliamı, 1977 Kanlı Taksim 1 Mayıs gibi kitlesel katliamlarla 12 Eylül 1980’de darbe ile varılmak istenen yerin önünü açmak istendi. Ancak esas varılmak istenen nokta elbette darbe yapılmadan önce 24 Ocak Kararları olarak Türkiye siyasi tarihine geçen “neo-liberal uyum sürecinin” örgütlenmesiydi.

Özel Harp Dairesi eliyle örgütlenen bu süreçte toplumsal muhalefete verilmek istenen gözdağı ile sosyalist hareketlerin önde gelen birçok ismine yönelik katliamlar düzenlendi. Zeki Erginbay’ın kaçırılarak katledilmesi de bu döneme denk gelen planlı, örgütlü bir “fail-i meçhul” cinayetlerin başında gelir.

Zeki Erginbay İnşaat Mühendisleri Odası’nda sorumlusu olduğu Teknik Güç Dergisi’ni yayına hazırlarken güpegündüz kaçırıldı. Günlerce süren işkencenin ardından cansız bedeni 5 Şubat’ta sol göğsünün üzerini delip geçmiş bir kurşun yarasıyla bulundu. İstanbul Şişli-Osmanbey’de bulunan Teknik Güç Dergisi’nin bürosunun önünden kaçırılan Erginbay’ın cansız bedeni İstanbul’un dışında bir yerde, Ömerli Barajı civarında bulundu. Erginbay’ın katledilmesi tıpkı kendisi gibi işkencelerde kaybedilen, pusularda vurulan devrimciler gibi “fail-i meçhul” bırakıldı.

Zeki Erginbay 12 Mart’ın hemen öncesinde tutuklanarak Sağmalcılar, Davutpaşa, Selimiye ve Maltepe cezaevlerinde kaldı. Cezaevi yılları Erginbay için tüm devrimciler gibi direnişlerle geçerken, diğer taraftan da teorik çalışmalar yaptığı, yoğun kitap okuduğu, makaleler kaleme aldığı yıllar oldu. Erginbay 1974 affının ardından cezaevinden çıktı.

Zeki Erginbay, bir grup arkadaşıyla beraber örgütlediği Genç Sosyalistler Birliği (GSB) olarak 1976 yılında Kurtuluş Hareketi’nin temel görüşlerini araştırmaya, yönelmeye ve ilgilenerek temas kurmaya başladı. GSB ile Kurtuluş Hareketi arasında başlatılan birlik görüşmeleri akamete uğrasa da Zeki Erginbay hareketle ilişki kurdu. Kendi meslek örgütü İMO içerisinde yazı işleri müdürü olarak sorumluluğunu üstlendiği Teknik Güç Dergisi ile de Kurtuluş’un bu alandaki örgütlenmesini sağladı.

Zeki Erginbay’ın ilk olarak “Türkiye’de devlet”, “demokratik devrim” ve “ideolojik yerelleşme” gibi tezlerini benimsediği bilinir. Hatta Erginbay, “TKP üzerine” adlı kitabında dönemin TKP’si ile yürüttüğü polemiklerle Çin’de ve Sovyetler Birliği’nde gelişen sosyalizm deneylerinin Türkiye devriminin yoluna bir şablon olarak konulmasına karşı çıkarak “ideolojik yerelleşme” tezine katkı sağlamıştır.
Zeki Erginbay’ı tanıyan dostları, mücadele arkadaşları onun kişilik özellikleri sorulunca benzer bir tarif yapıyorlar; Özverili, kararlı ve alçak gönüllü.
Zeki Erginbay’ın cansız bedeni işkencenin tüm izleriyle ve göğsünde açılmış bir kurşun yarasıyla bulunduktan sonra, binlerce kişinin katılımı ile örgütlenen bir cenaze ile sonsuzluğa uğurlandı.

Erginbay’ın cenazesi Kadıköy Osmanağa Cami’nden omuzlanarak Üsküdar’da bulunan Kısıklı Mezarlığı’nda defnedildi. O gün orada bulunan bir kişi “normal şartlarda yan yana gelmesi çok güç olan birçok sosyalist örgüt Zeki Erginbay için yan yana geldi” diyor.

Zeki Erginbay katledileli tam 39 yıl oldu. Genç yoldaşları bugün hala sloganlarında taşıyor. Ve O’nun göğüs boşluğunda koskoca bir yürek hala çarpıyor.