Mizgin Irgat: Türkiye en çok gazetecinin tutuklu olduğu ülke

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin Meclis Genel Kurulu’nda söz alan HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat şunları belirtti

11 Ocak 2017 Çarşamba, 16:28

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, dünyanın her yerinde ve Türkiye’de konuşan, yazan, çizen gazetecilerden iktidarlar mutlak surette rahatsız olmuşlardır ama diğer ülkelerde söz konusu gazeteciler de yaptıkları çalışmalarla insanlığın gönlünde yer tutmuştur.

Türkiye basın özgürlüğü sıralamasında 151. sırada

OHAL ilanından bu yana 178 medya kuruluşu kapatıldı. 2016 yılının 3’üncü çeyreğinde yayınlanan bir rapora göre, en az 2.500 gazeteci bu yüzden işini kaybetti. İşsiz kalan gazetecilerin KHK’lerle kapatılan kuruluşlardan tazminatını almaları da yine başka bir KHK ile engellendi. Yani sadece gazetecilerin değil, tüm çalışanların en temel hakkı olan tazminatları da engellendi. Emekleriyle oynandı, intikam alındı gazetecilerden ve onların ailelerinden. Basın alanında Hükümetin propagandasını yapmayan hiçbir kuruluş bırakılmadı. İşsiz kalan gazetecilerin istihdam edilebileceği hiçbir alana müsaade edilmiyor artık. Böyle bir ortamda çalışan gazetelerden ziyade çalışamayan gazetecilerden söz etmek daha doğru olacaktır. Ahmet Şık’la tekrar gündeme gelen tutuklu gazeteci sayısı her gün daha da artıyor. Şu an 146 gazeteci tutuklu olarak yargılanıyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’nün dünya basın özgürlüğü sıralamasında Türkiye 151’inci sırada.

Kürt gazeteciliği tarihi sürgünler tarihidir

Umuyoruz ve diliyoruz ki basın üzerindeki baskılara dair bir araştırma komisyonu kurulur ve bir Kürt gazeteciliği tarihi sorunu üzerine de araştırmalar yapar. Kürt gazeteciliği tarihi aynı zamanda bir sürgünler tarihidir. 22 Nisan 1898’de, yaklaşık yüz on sekiz yıl önce topraklarından uzakta, ta Kahire’de ilk Kürtçe gazete “Kürdistan” yayın hayatına başladı. Mısır’a sürgün edilen Bedirhan ailesinden Mithat ve Abdurrahman Bedirhan kardeşlerin yayına başlattığı gazete o gün nasıl baskı altında yayın hayatına başladıysa maalesef, bugün aynı baskılar devam etmekte. Osmanlı yönetiminden izin alamamaları nedeniyle topraklarından çok uzaklarda yayın hayatına başlayan bu gazetenin bugünkü devamı niteliğindeki basın-yayın kuruluşları aynı baskılarla karşı karşıyadır. Bu tarih, aynı zamanda Kürt halkının yaşadığı trajedinin de tarihidir. O gün sürgünde başlayan Kürt gazeteciliği bugün hâlâ zor koşullarda, baskı altında hayatına devam etmektedir oysaki tarihsel, toplumsal aydınlanma mücadelesinin, direnişin de tarihidir aynı zamanda.

Uzun yıllar sonra, 1990’lı yıllarda Türkiye’de aynı çabayı sürdürmeye çalışan çok sayıda gazeteci katledilmiş, gözaltından sonra akıbetleri dahi bilinememiştir. Kürt gazeteciliği, yüz on sekiz yıl önceki gazete kapatma, tutuklama, sürgünde yayıncılık baskısı altındadır. 1992’de “Özgür Gündem” yayın hayatına başladı, kapatıldıktan sonra sürekli farklı isimlerle yeniden yayın hayatına başladı, yönetici ve çalışanları hakkında sayısız dava ve para cezaları verildi.

Kürt Enstitüsü, AKP OHAL’i ile kapatıldı

Kürt Enstitüsü bu ülkenin 1990’lı açılan Kürt Enstitüsünü AKP kendi ilan ettiği OHAL döneminde kapatmıştır. Musa Anterlerin büyük bedellerle ve emeklerle kurduğu, toplumsal ve entelektüel anlamda büyük bir kaynak olan Kürt Enstitüsü ki bu ülkenin Cumhurbaşkanı bunun adını da lafzıyla ağzına alarak dile getirmiştir o kurum şu anda kapatılmış durumda. Bunun emeğini veren yüzlerce akademisyen şu an işten çıkarılmış, ihraç edilmiş durumda.

Umuyorum ki gazeteciler özgür olur

Gazetecilerin Çalışan Gazeteciler Günü’nü tekrardan kutluyorum. Özgürce, hiçbir baskı altında olmadan, hiçbir dava tehdidi olmadan, basın-yayın kuruluşlarında ve kendi gazetelerinde, sokakta, meydanda, her yerde faaliyetlerini yapacakları günlerin gelmesini ve tutuklu oldukları hapishanelerden çıkmalarını diliyorum.