Son Dakika
22 Mayıs 2017 Pazartesi
05 Ocak 2017 Perşembe, 22:14
Mehmet Güneş
Mehmet Güneş gunes@umutgazetesi.org Tüm Yazılar

IŞİD nedir, nasıl yok edilir?

Ortaköy katliamı üzerine malum koro yine harekete geçti IŞİD’e lanet yağdırıyorlar ve bizim de aynı koroya katılmamızı istiyorlar. Soldan bir çokları bu davete gönüllü katılıyorlar. Hayır biz bu kervanın içinde, yanında hiçbir yerinde değiliz. Bize IŞİD olarak yabancı uyruklu ve dışardan birilerini gösteriyorlar ve aynı kervana katmaya çalışıyorlar. Böylece asıl IŞİD’i gizliyorlar. Bu büyük bir oyun ve tüm düzen bu oyunun içinde. IŞİD dışarda değil içerdedir ve her yerdedir. IŞİD Türkiye düzeni ve devletidir.

Türkiye tarihinin en kışkırtılmış en beyinsiz dönemini yaşıyor ve kırk yıldır azdırılan şövenizm ve ırkçılık dinin kutsallaştırıcı fanatizmiyle birleşerek, tarifi zor, insanlık tarihinde daha önce görülmedik IŞİD vari ve belki de IŞİD’i aşan türde canavarlıkları meşru gören, önüne çıkan her şeyi yakıp yok etme hırsıyla dolu, önünde durulmaz bir toplumsal ruh hali oluşmuş durumda. Bu tarifi zor devasa cerahat patlayacak, kimse kolay bir çıkış düşünmesin. Geç kaldık artık patlayacak. Bu cerahat patlayacak ve bulaşarak etrafa yayılacak. Bunu engellemekte geç kaldık. Ancak etkisini nasıl sınırlayabilir ve nasıl daha az zayiatla bu kan ve irin dünyasından çıkarız, zaman geçirmeden bunu düşünmek ve hazırlıklara girişmek zorundayız.

IŞİD ile mücadele etmek için IŞİD’in ne olup olmadığını doğru anlamak zorundayız. Bize gösterilen ve anlatılan IŞİD’den öte IŞİD var. Nusra neki Nusra’yı aratacak ne gizli Nusralar dünyasındayız. Suriye üzerinde çok durmalıyız günümüz dünyasının bütün bileşkesi bu küçük ve mazlum ülkede toplanmış. Bizim solun çok sevdiği uygarlık denilen kavram yanıltıcı bir gelişme ve ilerlemeyi içinde taşıyor. Gerçekte uygarlık neyse ve neyi ifade ediyorsa hepsi Suriye’de yaşanıyor. Suriye bizim uygarlığımızın aynasıdır. Orada yaşanan her şey bu uygarlığın eseri veya Suriye halkına hediyesidir. Suriye’de yaşananlar da iç dinamiklerin etkisi elbette vardır ama asıl olarak bu kan deryası batı medeniyeti olarakta tariflenen emperyalist ülkelerin armağanıdır.

Kapitalizmin krizinin şiddeti ve yıkıcılığı ekonomik boyutlarıyla çok şiddetlidir ama bundan önce bu krizin toplumsal olarak artık taşınamaz ve sürdürülemez bir noktaya doğru gittiği açıktır. IŞİD bir semptomdur ve bütün çıplaklığıyla kapitalizmin ve burjuva sömürüsü ve eşitsizliğinin somut elle tutulur sonucudur. Bunun çözümü yoktur, öldürmekle geçici önlemler alınabilir ama öldürerek IŞİD’i bitirmek mümkün değildir.

Bizim IŞİD’le savaşımız savunma zorunluluğundan başka bir şey değildir. Biz bizzat IŞİD ve beyaz Avrupa Işidçiliği, ırkçılığı ve neo faşizmi üreten bu kirli uygarlığı savunmuyoruz. Tersine IŞİD’den önce ve gerçek anlamda burjuvazinin hakimiyetine ve kapitalizmin bütün eşitsiz sonuçlarına karşı gerçek muhalefetiz ve onun gerçek düşmanı proletarya ve komünistlerdir. IŞİD ve benzerleri bu uygarlığın ürünü olduğu gibi onun bütün yırtıcılığını ve hoyratlığını bütün çıplaklığıyla ortaya sermektedir.

IŞİD kapitalizmdir, kapitalizm artık daha fazla IŞİD üretmektedir. Hilary Clinton Bağdadi’nin dişi ve beyaz halidir. Bağdadi Hilary’nin eril figürüdür. Trump Amerikan ve sermayedar başka bir çeşit Bağdadi’dir. Birisi olmadan diğeri olamaz. Birbirlerini besleyip büyütmektedirler. Bundan sonra daha çok Hilary, daha fazla Bağdadi türeyecektir. Birini tek başına yenemeyiz, ikisine karşı birlikte mücadele etmek zorundayız. İkisinden hangisinin daha tehlikeli olduğu bazı sol ve solumsuların hoşuna gitmeyebilir ama kıyas kabul etmez bir durumdur. Tehditte IŞİD’i ve beyaz Avrupa IŞİD’lerini yaratan kapitalizmdir ve kimse, hiçbir gericilik onunla yarışamaz. İnsanlığın baş düşmanı kapitalist emperyalizmdir. Kim başka düşman tarif ediyorsa o sahtekardır.

IŞİD’e karşı mücadele kapitalizme ve emperyalizme karşı mücadeledir. IŞİD’e karşı mücadele mutlaka uluslararası olarak yürütülmelidir. IŞİD uluslaraarasıdır. Ve her ülkede ve coğrafyada değişik renkte ve biri diğerinden canilik, katliamcılık, emek ve sosyalizm düşmanlığında hiç geri kalmaz. Ukranya’nın faşistleri, Yunanistan’ın Altın Şafağı, Almanya’nın neo Nazileri IŞİD ve NUSRA nın beyaz Avrupalı ve Hristiyan versiyonlarıdır. AKP ve tarikatlar ağıyla bütün ülkemizi saran IŞİD’in Türk halidir. Ya yaratıcıları emperyalistler ve burjuvaziyle birlikte hepsini birlikte yenebiliriz veya bir başı bir yerde kesilse bile yedi başlı ejderha misli daha güçlü olarak sistem onları üretir.

Hepsi beraberler, aralarında hiç fark yok. Batı, emperyalistler yani demokrasi ve özgürlüklerin yatağı Avrupa, yerel faşist gerici karanlık devlet iktidarları. Bunların içinde Suud’lar ve TC denilen devletler en işbirlikçi ve en kanlı olanlar. Ve IŞİD’le Suriye’deki bütün kanlı süreçlerde beraberlerdi. Şimdi Cerablus’ta gene beraberler. Bunların içinde en kanlı ve çirkin görüneni; IŞİD. Görüntü ve gerçek arasındaki en korkunç uçurum burada, bu öylesine bir alçaklık ki, IŞİD burada en masum kalır. Bunu IŞİD’in kameralara kaydederek yaptıklarını çok iyi bilerek yazıyorum ve ne yazdığımı çok iyi biliyorum. Tekrar ediyorum IŞİD bu güçler içinde “en masum” olanıdır. Ne hallere kaldığımızı ve nasıl bir dünya olduğunu buradan anlayabiliriz.

IŞİD neden “masum”, kelime uygunsuz olsa bile bu işbirliğinin ve kanlı bulmacanın yalnızca aleti anlamında en az suçlu parçasıdır. Çok açık IŞİD sadece kendi yaptıklarından sorumludur ve yaptıklarını açıkta sürdürmektedir. Bölge faşist ve gerici devletleri her biri değişik biçim ve değişik dönemlerde IŞİD’in tüm kanlı işlerinin içindedirler ve boğazlarına kadar bu kanlı senaryonun asıl kurucularıdır. IŞİD kendisinden çok, bunların devlet olanaklarıyla güçlüdür ve ABD, Avrupa devletleri gerçek IŞİD’tirler ve IŞİD her neyse ve ne yapıyorsa bunların yanında masum kalır. Modern batı ülkelerinin yaptıklarını hepsini bilmiyoruz ama bildiklerimiz yeter. Batı uygarlığının temsilcisi devletler kendi yaptıkları dışında IŞİD’in yaptıklarından da sorumludur.

Emperyalistler ve gerici-faşist düzenler, provakasyonlar ve bombalar olmadan iktidarlarını artık sürdüremiyorlar. IŞİD ve benzeri oluşumlara şiddetle ihtiyaçları var. Zaten bunun için IŞİD’i var ettiler ve tepe tepe çok yönlü kullanıyorlar. Hem bu katil sürülerini devrimcilerin ve direnen halkların üstüne sürüyorlar hem de yarattıkları dehşet ve terör ortamını gerekçe gösterip emek, demokrasi ve devrim güçlerini bastırmak için gerici faşist yasalara zemin hazırlıyorlar. Batılı emperyalistler ek olarak yabancı düşmanlığı ve neo-faşizmi kışkırtarak özgürlükleri imha ediyor.

Burada IŞİD en sonda geliyor. Batı ve yerel devletler asıl faildir ve kanı akıtan onlardır. IŞİD yenilmez çünkü kapitalizmin ve emperyalizmin ürünüdür. IŞİD’in sınırları, potansiyelleri olanakları ve destekleri tüm emperyalist ve gerici-faşist sistemlerin olanakları ve sınırları kadar geniştir ve tümünden dolaylı ve direk destek almaktadır. IŞİD bir biçimde biterse emperyalistler ve gerici devletler MŞİD yaratırlar.

Emperyalizm yenilmeden ve yeryüzünde kapitalizmin hakimiyeti sona ermeden IŞİD ve yaptıkları artarak devam edecektir. Bugün yaşananları arayacağımız günlere ilerlediğimizden kimsenin şüphesi olmasın. IŞİD ne eksik ne fazla; kapitalist emperyalizmin bunalımının ve çöküşünün kanlı bedelidir. Aynı zamanda dünya devrim güçlerinin devrimsizliğinin ve kapitalist emperyalizmle uzlaşmasının demokratizmde ve hümanizmde boğulmasının bedelidir.

Dünya kamuoyunun büyük nefreti ve tepkisi sonucu batılı emperyalisler ve diğer yerel gerici devletler açık ilişkilerini örtük hale getirmiştir. Batılı emperyalistleri bu kirli ve kanlı yumaktan kimse ayrı gösteremez. Batı demokratik devletleri denilenler bu kanlı ve kirli yumağın asıl yaratıcılarıdır. burada hiçbir şüpheye yer olamaz. Halen de açıktan yapamadıklarını gizlice el altından ve Türkiye gibi kirli maşalar eliyle bu kanlı bölgesel yumağı yönetiyorlar. Biz burada Türkiye bölümünü görüyoruz. Türkiye bu kanlı yumağın en büyük ve karar verici gücü değil, bunun başlatılmasına da karar vericilerden biri değil ama tezgah kurulup işlemeye başladığından itibaren bu kanlı organizasyona en kapsamlı giren ve en kirli elidir. Türkiye bu kanlı oyuna üstelik çok hevesli girmiştir ve bu karmaşadan yararlanarak dinci faşist bir diktatörlük kurmak için en gözü kara biçimde girmiştir.

Şu dünyanın haline bakın! 100 büyük devlet IŞİD ile savaşıyor. Bundan büyük yalan ve alçakça bir hileyi tarihin hiçbir diktatörü, zalimi, Firavun’u yapmadı. Hepsi hep beraber IŞİD’i var ediyor ve devam ettiriyorlar, sonra da bunu IŞİD’e karşı, demokrasi ve insanlik olarak satıyorlar. Bundan daha feci olanı bütün bu kanlı oyunu, bütün modern toplum veya adına kim ne diyorsa günümüz uygar insanlarına yutturuyorlar. Tarih bir daha ne böylesi kandırıcılar ne de böylesi kanmaya hazır bir dünya görmeyecek. Burada da suçluyu ters yerde arıyoruz. Egemenler ve kandırıcılar suçluysa kanmaya hazır olanlar iki defa suçludur.