Son Dakika
22 Mayıs 2017 Pazartesi

İşçi Dünyasından: İşçiye zorla tasarruf patrona kıyak fon!

25 Aralık 2016 Pazar, 14:55

İşçiler için gittikçe zorlaşan günlerden geçiyoruz. Reel olarak her geçen gün düşen alım gücü, eriyen maaşlar, artan işsizlik korkusu, çalışma koşullarının kötüleşmesi. Üzerine OHAL ve darbe koşulları ve KHK’larda günlerimizi zorlaştıran etmenler.

İşçiler ve ülke olarak bunca sorunumuz varken 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ülkenin içine girdiği kaos ortamında, hükümet sanki ülkenin en acil ihtiyaçlarından biriymiş gibi(!) Zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemini (BES) 8 Ağustos’ta meclise sundu, 10 Ağustos’ta yasalaştı, 24 Ağustos’tada yürürlüğe girdi. Ocak ayından itibaren de çalışanlardan ücretinin %3 oranında kesintiye gidilerek zorunlu BES gerçekleştirilecek.

45 yaş altı çalışan her işçiye zorunlu kılınan BES, özel emeklilik fonlarına yatırılan primle orantılı olarak belirli bir sürenin sonunda düzenli bir gelir sağlamayı vaat eden(!) özel sigortacılık faaliyetidir.Bu yönüylede kamu emeklilik sistemiyle hiçbir bağlantısı yoktur. Kamu emeklilik sistemi uygulamadayken niye buna gerek duyulduğu hemen akla gelen ilk sorudur. Biraz incelediğimizde sorunun cevabını bulmakta gecikmiyoruz.

Birincisi, kimin kullanacağı şimdiden belli olan sermayeye bir fon yaratmak;ikincisi, yine belliki ileride kamu emeklilik sistemini özelleştirecekler yada kaldıracaklar ve şimdiden BES’i geçiş için uygulamaya soktular. BES’in zorunlu yapılması da bu tespitleri güçlendiriyor. Görülüyor ki BES sadece, asgari ücretle çalışan milyonlarca işçi için Ocak’tan itibaren ücretlerde kesinti anlamına gelmekle kalmayacak aynı zamanda gelecekte kamu emeklilik hakkından da mahrum bırakılmanın ilk adımı anlamına geliyor.

BES konusunda en çok ileri sürülen iddia “ikinci emeklilik” olarak biliniyor. Oysa BES’te bildiğimiz emeklilik söz konusu değil. Belirli süre birikimde bulunanlara anapara ile getirisi (faiz) topluca veya dönemsel olarak geri ödenir. BES’in zorunlu yapılmasının bir gerekçesi olarak da işçilerin tasarruf yapmadığı, bunun içinde işçilerin yararına zorunlu yapıldığı vurgulanıyor. Sanırsınız ki işçilerin çok parası var ve har vurup harman savuruyor, buna üzülen hükümet de işçilerin yararına neler yapabilirim diye düşünüyor ve bunları icat ediyor.

Daha öncede bu tür fonlar oluşturuldu ve sonları belli. İlk akla gelenler Fak Fuk Fon ve Konut Edindirme Fonu’dur. Bu fonlar şimdi hiç gündemde değil ama biliyoruz ki ne bir fakir bu fondan yararlanarak fakirlikten kurtuldu ne de tek bir işçi konut sahibi oldu. Biliyoruz ki bu fonlarda toplanan paralar sermayeye peşkeş çekildi.

Bu tablo içerisinde işçilerin lehine olan tek şey, BES’e dahil olduğunun kendisine bildirilmesinden itibaren ‘iki ay içerisinde’ sözleşmeden tek taraflı cayabilmesidir. Bu iki aylık sürede çıkılmaması durumunda işçiler ciddi hak kayıplarına uğrayacaklardır.

Hükümetin kamu emeklilik sistemini güçlendireceğine işçileri özel sigortaya zorunlu bırakması, devletin sosyal güvenliği sağlama zorunluluğunada aykırı bir durumdur. Milyonlarca işçiyi zorla sisteme dahil etme, prim ödetme hem sözleşme serbestisine hemde mülkiyet hakkına aykırıdır, yasal değildir. İşçiye sonradan çıkma hakkın var desede ben girmiyorum deme hakkı yoktur.

BES yasalaştı ve uygulama başlayacak. BES’in çıkacağı belli olduktan sonra ona karşı yapılan mücadelenin eksikliği ortada ve artık geriye dönük tartışmanın da ders çıkarmak dışında bir anlamı yok. Önümüzdeki süreç için yapılacak iki şey var: birincisi, sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesine karşı şimdiden karşı çıkıp herkes için kamusal emeklilik sisteminin güçlendirilmesini savunmak, ikincisi BES’e dahil edilen işçilere yönelik yoğun bir kampanya ile (sendikaların birliği önemli) ilk iki ay içerisinde sistemden çıkılmasını sağlamak. Bunu işçiler hep birlikte yapmalılar yoksa sonuçlarını ileride bedel olarak hep birlikte ödeyeceğiz. Kurtuluş kendi ellerimizdedir.