20 Eylül 2016 Salı, 20:52
Hakan Aktaş
Hakan Aktaş hakanaktas@umutgazetesi.org Tüm Yazılar

Hakan Aktaş yazdı: Vasiyet

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
-öyle gibi de görünüyor-
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani… (Nazım Hikmet/Vasiyet adlı şiirinden)
Şafaktan önce, gün doğmadan, güneşi kucaklamaya çıkanlardandı Eylem Ataş, tanırsınız Eylem’I. Çıktığınız sokaklarda adı, gittiğiniz meydanlarda mücadelesi vardır. Attığı adımı, yürüdüğü yolu, dünyayı sarsan gülüşünü iyi bilirsiniz. Kurak ve nemli topraklarımızın yörük kadını, İnce Memed diyarının sırtında tüfengi gezenidir, Eylem.
Eylem, tarihin kan gölüne, vahşice kan akıtıldığı topraklara gitti, o kanın bir damla daha akmaması için, o topraklarda cemre oldu. Cemre olduğu yerde, Eylem büyüdü. Eylem’in büyüdüğü yerde kan orduları tek tek düşürülüp, zafer sesleri yankılandı.
Yankılanan zafer, karanlığın esir aldığı kadınları renklendirdi, yakılan bir sigara dünyanın tebessümle, gözleri dolarak baktığı özgürlük gücünün simgesi oldu.
Simgesi olduğu özgürlük gücünün Cemre’si olan Eylem Ataş’ın, yeryüzünün üstünden atdığı karanlık örtünün yerini, çukurova’nın kurak ve nemli ancak hiç bitmeyen hasatının biçildiği topraklardan geçen Eylem’in elleri dokundu ve cemrelerin filizlendiği eşi benzeri olmayan topraklar aldı.
Eylem’in el sürüp gittiği topraklar, şimdi Cemre olarak gelecek, Eylem’I beklemektedir. Yağmur yağmakta, toprak nemini almakta, kuraklık sona yaklaşmaktadır. Ekime başlanacak, Cemre’nin yeni Eylem’ler vereceği topraklar sabırsızlanmaktadır. Gün günü ağırlaştırırken, Cemre’nin toprağına kavuşamadığı her ağırlaşmış gün yeni bir, daha önce kullanılmamış bir takvim dönemine ismini veriyor.
Eylem’le başlayan Eylem’le bitecek olan bir takvim vardır artık, bu takvimde günler, haftalar, aylar bir taraftan kin ve nefretden beslenenlerin adını taşıyarak, utançsızlıklarını, vicdansızlık, saygısızlık ve işkencesini yazacaktır.
Aynı zamanda bu takvim açılmayan kapıları, duyulmayan feryatları, işitilmeyen ağıtları ekleyecektir düşen her yaprağına. Bu takvimde onurlu, gurur dolu, kabarmış göğüslerin nasıl cenk ettiği günler vardır. Bu takvimde sesi kısılmayan genç yüreklerin çığlığı, kavgasında adını ezberledikleri Eylem Ataş’ın adı vardır.
Takvim yapraklarının hepsinde, hepimize bir gün düştü. Düşen günlerin ağırlığını omuzlarımız taşıdı, ancak günler daha da ağırlaşacak. O zaman ya omuz sayısını arttıracağız, ya da bu takvim dönemine son verecek adımı atacağız.
(Bu yazı IŞİD barbarlığına karşı cesurca dövüşerek hayatını kaybetmiş, vasiyeti doğup, büyüdüğü Çukurova topraklarında defnedilmeyi isteyen ve cansız bedeni 20 Eylül itibariyle, 85 gündür sınırda bekletilen Eylem Ataş için yazılmıştır.)