Gençliği birleşik mücadelesini bir adım öteye taşımak – Ali Zeybek

25 Aralık 2016 Pazar, 14:51

Suriye’de ve bölgede bataklığa saplanan Saray-AKP faşizmi içerde ve dışarda gerilimi tırmandırmaktadır. Sömürgeci faşizm kirli savaşta herhangi bir sınır tanımayacaklarını Beşiktaş patlaması sonrası yapılan işkence ve operasyonlarla gösterdi. Savaşın boyutlarının her geçen gün ağırlaştığı ve ağırlaşacağı bir döneme çoktan girdik desek abartı olmaz. İç savaş konsepti her geçen gün derinleşerek AKP-Erdoğan yandaşı olmayan herkesi hedef alıyor. Toplumun her kesimin de olduğu gibi gençlik mücadelesi için zorunlulukların ve sorumlulukların da fazla olduğu bir zamandan geçiyoruz.

Toplumu saldırılarıyla hareketsiz bıraktırılan AKP-DAİŞ faşizmine karşı toplumu eyleme geçirecek ve zoru yaratarak faşizmi çözecek devrimci bir çizginin inatçı, militan tarzda örgütlenmesi önemli bir devrimci görev önümüze duruyor. Bu görevi gençlik örgütleri ideolojik-politik olarak ve günün somut devrimci görevlerine denk düşmese de kısmi olarak belirli yan yana gelişlerle sağlamış durumda. Mevcut haliyle yeteri düzeyi yakalayamamış olsa da başlangıç itibari ile okların ne yöne dönmesi gerektiği faşizme karşı sergilenen devrimci tavırla ortaya koymaktadır. Hali hazırda olan gençlik örgütlerinin bir kısmının yan yana gelme hali günlük devrimci siyasal faaliyetinde arttırılmasıyla Gençliğin Devrimci Güçlerine bir işaret fişeğidir. Reel politik atmosfer bunu bir adım öteye taşımak gerekliliğini dayatıyor. Gençlik örgütlerinin günlük devrimci siyasal faaliyetleri gerçeklikle de bağdaştırarak mevcut haliyle süren faaliyet faşist diktatörlüğe tek bir fiske vurabilecek nitelikte değildir. Günlük devrimci siyasal faaliyetlerinin etkisizliği iki yönlüdür. Mevcut gençlik örgütlerinin faaliyetleri ne kitleler üzerinde bir etki nede egemen iktidar gücüne bir etki edebilmiş değil.

Kitleler de moral değer, güven ve sempati yaratabilecek etkinliklerin gençliğin birleşik mücadelesini örmek için;

Kitleler içerisinde kitlelerle birlikte faaliyet

Toplum muhalif laikler, ilericiler, Aleviler, devrimciler, demokrat Müslümanlar ve başta dinci faşistler, Türkçü faşistler olarak parçalara bölünmüş durumdadır.  Bu durum artık reddedilmeyecek bir gerçekliktir. Bu gençlik kitlesine de sirayet etmiştir. AKP faşizmi iç savaş kumandasını da elinde tutarak devrimcilerin gençlerin, ilericilerin demokratik mevzi alanlarına yönelik her türlü saldırıyı gerçekleştirmektedir. Yaşam tarzına ve inançsal şekillenişe gündelik müdahalelerde bulunarak küçük iç savaş provalarını kampüslerde denemektedir. Seferberlik ilanıyla, OHAL’le, KHK’lar ile gençliğin demokratik mevzi alanlarını daraltmaya devam etmektedir. Seferberlik ilanı önümüzde ki dönem referandumda kendisinden olmayan herkese bir infaz çağrısı olarak Erdoğan düğmeye basmıştır. Geniş gençlik cephesinin yaratılması ve kitlesel tepkilerin açığa çıkarılmasını sağlayarak provokasyonların önünde bir barikat olarak duracaktır. Gençlik mücadele ve eylemler içinde gençliğin pratik ve siyasi eğitimi, örgütlenmesi ve siyasi ajitasyon için elverişli bir zemin yakalamak olanaklıdır. İlerici unsurlarla diktatörlük arasındaki her kitle çatışmasından yararlanarak siyasal ajitasyon ve propaganda için eylem yapabilmek gerekiyor.  İletişim araçlarının faşizm tarafından engellendiği de göz önüne alınırsa ortak bildiriler, hatta bir gençliğin farklı kesimlerinin gerek ideolojik gerek politik görüşlerini paylaştığı bir yayın mücadele zeminlerinin ortaklaşmasını sağlayacaktır. Bugün dar kafalılık, tekkecilik ya da mücadeleyi erteleme mutlak bir çöküşün uçurumuna sürüklenmek ve demokratik mevzi alanlarının kayıp edilmesi anlamına gelir. Kitlelerde gelişen korku duvarını kırabilmenin yolu devrimci öznelerin iç içe geliştirebileceği ve ara ara çıkışlarla kitlelerin bir adım önünde yapılan faaliyetle mümkündür. Gençliğin birleşik güçlerinin bu dönem kitlelerde de güven yaratması açısından Ulrike Meinhof sözü olan bu şiarı edinmesi gerekmektedir. ‘’Bir taş atılırsa, bu cezalandırılması gereken bir davranıştır. Bin taş birden atılırsa bu politik bir eylemdir.’’

Olmak ya da olmamak bütün mesele bu

AKP-IŞİD faşizminin ideolojik yaklaşımı bölgesel politikalarından görüldüğü gibi kendisinden olmayan herkesi düşman kabul ederek imhaya yönelik pratik politika izlemektedir. Adım adım toplumsal muhalefeti imhaya yönelen AKP-IŞİD faşizmi kendi safının aydın müsveddeleri ile açık katliam çağrılarında bulunuyor. Gençlik öncüleri olası bir katliama yönelik çalışmalarını hızlandırmalı ve üniversite, sokak bağını kurmalıdır. Olası katliamlara karşı gerek üniversiteden gerekse de savaşın olduğu sahadan cevap vermek yükümlülüğü tarihsel bir görevdir. Gençlik mücadelesi faşizmin geriletilmesi deneyimleri kendi tarihinde mevcuttur. Bunlar geliştirilebilecek mücadele taktikleri açısından değerlendirilebilir.

Gençliğin Devrimci Güçleri ve birleşik gençlik mücadelesi bugün sosyalist hareketinde sürükleyicisi olarak kendisini en öne koyarak, yeni bir ruhu mücadeleye üfleyecektir.