Son Dakika
22 Mayıs 2017 Pazartesi
22 Eylül 2016 Perşembe, 23:31
Filiz Kurnaz
Filiz Kurnaz filizkurnaz@umutgazetesi.org Tüm Yazılar

Filiz Kurnaz yazdı: İşçi sınıfına, yargı yolu özelleştiriliyor

AKP İktidarı attığı her adımda, işçi sınıfının kazanılmış haklarına saldırmaktadır. İleri demokrasiyle çıktığı yolda işçi sınıfına yönelik ekonomik içerikli vaatleri de çöp olup gitmiştir. İleri demokrasinin vardığı son nokta darbeye karşı OHAL ilan etmekten öteye yol almamıştır. İşçi sınıfının kazanılmış hakları ise OHAL süreciyle birlikte çok daha güçlü bir şekilde tırpanlanmaktadır.

Asgari ücret vergi diliminin yükseltilmesi ve zorunlu sigorta (BES) ödemesi ile düşürülmüş, kamuda çalışanlarının iş güvencesi yeni yasal düzenlemeler ve kararnamelerle tartışılır hale getirilmiştir. Kıdem tazminatı fona devrilmeye çalışılarak hiçleştirilmeye çalışılmaktadır. Bir dizi halinde işçi sınıfının kazanılmış haklarına yönelik zincirleme saldırılara işçi sınıfının hak arama yolları eklenmektedir. İş mahkemelerini ortadan kaldıracak yasal düzenleme AKP iktidarının koltuk altı dosyalarında sırasını beklemektedir.

İş mahkemelerine başvurunun önüne “arabulucu” olarak tanımlanan muğlâk bir yapılanma getirilmek istenmektedir. İşçi, herhangi bir hak gaspına uğradığında öncelikle “arabulucu” denilen bu muğlâk yapıya başvuru yapmakla zorunlu bırakılmaktadır. “Arabuluculuk” adını verdikleri bu yapılanmayla işçi sınıfın hak arama yollarından biri olan yargı yolu özelleştirilmek istenmektedir.

Hali hazırda patronlar gayri yasal yöntemleri zaten kullanmaktadır. İşçinin uğradığı hak gaspına karşı yasal yollara başvurmaması karşılığında anlaşma yolunu teklif eden patronlar,  çoğu kez işçiyi elde edeceği hakkın çok daha altında bedeller ödeyebilmektedirler. Bugün AKP iktidarının yapacağı düzenleme patronların gayri yasal uygulamalarına yasal güvence kazandırmaktan başka bir anlam taşımamaktadır.

Öte yanda bu muğlâk yapıda var olacak avukat, hâkimler, savcılar ve hukuk fakültesi mevzunları aynı zamanda alanlarına dair iş takibi yapabilme imkânı tanınması muğlâk olan yapının bağımsızlığını ve tarafsızlığı konusunda şüpheye yer bırakmamaktadır. Arabulucu belgesi olan avukatların işveren vekili olmaları halinde işçinin hak gaspına karşı taraflı karar alacağı açıktır. Büyük holding vb. sahibi patronların arabulucular üzerinde baskı kurması olasılıktan öte ciddi bir tehdittir.

İşçi alacağı ve işe iade talebi ile açılacak davalarda arabuluculuk zorunlu hale gelecek. Arabulucuya başvurmadan açılan davalar reddedilecek. Arabulucunun bir karar vermesi halinde, işçiler aynı konuda bir daha dava açma hakkına sahip olamayacaktır.

Mevcut durumda işe iade, sendikal tazminat, toplam miktarı 25 bin TL’yi geçen alacak davaları ve Sendikalar Kanunu uyarınca açılan tüm davalarda Yargıtay’a başvurma ve temyiz hakkı bulunmaktadır. Tasarı ile ise, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş sözleşmesi Yasası’ndan kaynaklı davalar için temyiz yolu ortadan kaldırılmaktadır.

Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin gibi işçi alacakları tek bir davada takip edilse dahi, her bir alacak açısından ayrı kesinlik sınırı değerlendirilecek,  25 bin TL’yi geçmeyen alacak davalarına Yargıtay yolu kapatılacaktır.

Kıdem-ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve yıllık izin alacağında zamanaşımı süresi 10 yıl iken, bu süre 2 yıla indirilecektir.

Tasarı ile işçi arabulucuya başvurma süresi 1 ayla sınırlandırılmıştır. Anlaşma olmazsa dava açma süresi 2 haftayla kısıtlanmıştır. Karar temyiz edilemeyecek, istinaf yoluna başvurulabilecektir. İstinafın verdiği karar kesin kabul edilerek işçiye hukuk yolu kapatılacaktır.

Halen iş sözleşmesinin feshinde işçinin çalıştırılmadığı (boşta geçen) süre alacağının mahiyeti “tazminat” olarak nitelenmektedir. Tasarı ile işveren artık bu boşta geçen süreye ilişkin ödemenin sigorta primini ödemeyeceği gibi bu süre kıdeme bağlı haklara da bir etki yaratmayacaktır.

Sendikaların örgütlenme aşamasında işten atılan işçiler için işe iade davası ile geri dönen işçiler sendika üyesi sayılmaktaydı. Yeni tasarı geri dönen işçileri sendika üyesi olarak tanımayarak, sendikal örgütlenmenin önüne yeni engeller çıkarmaktadır.

AKP iktidarı, sermayenin en güçlü temsilcisi olduğunu attığı her adımda kanıtlamaktadır. İşçi sınıfının tüm kazanılmış hakları, hak arama yolları topyekûn saldırı planlarıyla hızla tırpanlanmaktadır. İşçi sınıfının kazanılmış mücadele yolları eteksizleştirilerek, en dibe itilmektedir. AKP iktidarının, Kürt Halkının özgürlük mücadelesinin tüm alanlarına baskı ve zor aygıtlarını kullanarak saldırması ise işçi sınıfına yönelik saldırılarından bağımsız değildir. Yaşanan saldırılar topyekûndur. Saldırılara karşı örülecek mücadele cephesinin de topyekûn bir hatta örülmesi kaçınılmaz bir zorunluluktur.