Son Dakika
22 Mayıs 2017 Pazartesi
10 Ocak 2017 Salı, 11:04
Ufuk Göllü
Ufuk Göllü ufukgollu@umutgazetesi.org Tüm Yazılar

Enternasyonalizm güncel ve acil bir meseledir

Enternasyonalizm,  Marksizm’in önemli bir ilkesidir. Özel olarak işçi sınıfının ve ezilenlerin çıkarlarının bütün dünya topraklarında sınır tanımadan ortak olması anlamına gelir. Muzaffer Kandemir, Sinop’lu bir inşaat işçisi ve onun şahsında bu ilke yeniden hayat buldu.

Rojava, Türkiyeli devrimciler için önemli bir mücadele ve dayanışma oldu, tıpkı geçmişte Filistin’in olduğu gibi. Burada yanı başlarında gerçekleşen bir devrime seyirci kalmayan devrimciler Rojava’ya IŞİD barbarlığına karşı savaşmaya gittiler. Muzaffer Kandemir de bu devrimcilerden biriydi ve bu savaşta ölümsüzleşti.

IŞİD’e karşı mücadele bütün Ortadoğu halklarının çıkarına bir mücadele. İşçi sınıfı ve emekçilerin mücadelesi için IŞİD büyük bir tehlike. IŞİD nasıl bir katliam makinesi olduğunu Suruç’ta ve 10 Ekim’de Ankara’da bizlere gösterdi. İnsanlığın geleceğine dönük bir saldırı örgütü olan IŞİD tıpkı Rusya tarihindeki Kara Yüzler misali işçi sınıfının ve ezilen halkların mücadelesini hedef alıyor.

IŞİD’i yaratan emperyalist güçler, bu gün onu insanlığın başına bela edenler,  dün de ondan faydalananlardır.

Şimdi Muzaffer’in şahsında işçi sınıfının ve ezilenlerin bayrağı daha da yükseliyor. IŞİD, işçi sınıfına ve ezilenlere saldırırken Muzaffer bu canavarın beynine, Rakka’ya yapılan operasyonda ölümsüzleşti.

Yeni Suruç’lar, 10 Ekimler ve Reinna katliamları olmasın diye ölüme yürüdü Muzaffer.

Onun şahsında enternasyonalizm yeniden anlam kazandı. Enternasyonalizmi yüzlerce ve binlerce kilometre ötede değil yanı başında Suriye’de ve Rojava’da gören bir anlayış ve bilinçle yürüdü ölümsüzlüğe Muzaffer.  Sınırlı zamanlarda yapılan bir politik faaliyet olarak emperyalizmin bölgeye olan etkisini tartışmak yerine bizzat emperyalizmin yarattığı en büyük canavar olan IŞİD çetesi ile savaşmaya gitti.

Burada büyük bir irade var. İşçi sınıfı saflarından çıkan bu devrimci arkadaşımız aynı zamanda proletaryanın bilinçlendiğinde neleri göze alabileceğini de gösterdi. Muzaffer, biz devrimcilere önemli bir gerçeği de hatırlattı: Devrim sıra neferleriyle yükselecektir.

Ortadoğu siyaseti için derin tahliller yapabilir ama tek başına tahlil yapmanın sonuca ulaşmak konusunda bir önemi yoktur. İşçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesi için bedel ödeyen, canını esirgemeyenler ve bedel ödemeye devam edenler kazanacak kuşkusuz.

Türkiye ve Ortadoğu için önemli bir tarihsel dönemden geçiyoruz.  Bu dönemde mücadele eden işçi sınıfının ve ezilenlerin çıkarlarını mevcut egemen ideolojiden bağımsız bir şekilde savunanlar kazanacaktır. Bu yönüyle Muzaffer’in mücadelesinin ayrı bir anlamı da Sinoplu bir Türk olarak işçi sınıfı mücadelesi ile Kürt halkının özgürlük mücadelesini birleştirmesidir. Karadeniz’de var olan şovenizm perdesini yırtarak Sinop topraklarında geçmişten bugüne uzanan devrimci gelenekle önemli bir bağ kurmuştur.

Şimdi zamanın ruhunu iyi kavramak gerekiyor, IŞİD’e karşı mücadele bizlerin de mücadelesi. IŞİD bu gün Türkiye işçi sınıfı ve ezilen halklarını hedef alıyor. Rakka’nın özgürleşmesi IŞİD bataklığının kurutulması açısından büyük bir hamle olacak.

IŞİD cinayet şebekesi,  Demokratik Suriye Güçleri ve Esad rejimine karşı bölgedeki bazı devletler tarafından desteklendi. Bu desteği verenlerin başında da AKP iktidarı geliyor. Bu çetelere tırlarla silahlar gitti, yardım konvoyları gitti ve bunlarla petrol ticareti yapıldı. Bu yönüyle ülke adeta bu Selefi cinayet şebekesinin cephe gerisi haline geldi. Bu cinayet şebekesi AKP iktidarının gösterdiği müsemmadan yararlanarak ülke içerisinde korkunç bir alt yapı kurmuş durumda.

Şimdi enternasyonalizm meselesi bir kez daha kendisini bizlere hatırlatıyor. Rojava devrimi bölgesel anlamda başka devrimci kalkışmalara örnek olabilir. Ancak Rojava devrimi etrafı bölgesel statükocu güçler ve emperyalist güçler tarafından kuşatılmış durumda. Tam da bu noktada dünya işçi sınıfı ve ezilenlerinin temsilcilerin bu mücadeleye katacağı çok şey var. Rojava devriminin etrafındaki tecrit duvarını yıkma için enternasyonalist devrimcilere büyük görev düşüyor, tıpkı geçmişte İspanya ya da Filistin’de olduğu gibi. Şimdi Rojava’da yaşananlar geçmişte o coğrafyalarda yaşananların devamı.

Öte yandan bataklığın bir tarafı Rakka ve IŞİD ise bir diğer tarafı Türkiye’de ona destek vermiş olan siyasi iktidardır. Her şekilde toplumsal hayatta muhafazakar/dindar bir yaşam tarzını dayatan AKP , IŞİD karanlığına ideolojik/politik  beslenme zemini de sağlıyor.

“Muhafazakârlık/dindarlık” şemsiyesi altında baskıcı bir sömürü düzeni savunan bu rejim daha düne kadar IŞİD zihniyetini anlayışla karşılamaktaydı. Bu gün onunla konjonktürel olarak çatışıyor olması bu gerçeği değiştirmez.

Şimdi Muzaffer’in yürüttüğü mücadeleyi sahiplenme zamanı. Ülke içinde ve dışında ezilenlerin çıkarları ortaklaşırken egemenlerin çıkarları da ortaklaşmaktadır. Tam da bu nedenle mücadeleyi büyütme ülke içinde ve dışında özgürlük bayrağını yükseltme zamanıdır.