En güzel şiirin, en içli türkünün adıdır Cömert Nazif Efe – İmera Fera YEŞİLGÖZ

19 Mayıs 2017 Cuma, 15:29

Cömert Yoldaşım…

Yeryüzünün ne kadar dar, yeryüzünün ne kadar geniş olduğunu aramızdaki yolların uzaklığında ve de yakınlığında anladım. Gidişin, kalan olmanın ne kadar zor olduğunu en hissedilir haliyle yaşattı yüreğime. Bu duyguyu, yoldaşlarımın benden önce saflara katılmasıyla yaşamıştım en son. Her bir yoldaşın katılımı, benim için bir davetiye gibi geliyordu. Ve şimdi ortaya koyduğun(uz) direniş, kavgaya davettir.

Her şeyi güzelleştiren bakışların, her şeye anlam katan sesin kavga gücümdür. Öylesine inanç ile doluydun ki, karşında hep yetersiz kalıyorduk sana erişmede. Birlikte attığımız el bombasını anımsıyorum. Pimi çekememiştim. Bomba elimdeydi. Ve sen, hiç tereddüt etmedin yanıma gelmekte. Attık ve sonrasında üzerime kapaklanmıştın. Eğitimlerde ne zaman geride kalsam, sırtımda elin olurdu. Ne zaman bir şey anlatacak olsan, önce yanıma gelir konuşmanın provasını birlikte yapardık. Bırakmayı ne zaman düşünsem, ne zaman düşecek olsam “hadi birlikte yapalım”derdin. Ve belki de sırf devamcısı olayım diye bırakmıştın silahını, Cevat’ını bana. Cevat’ına silah dediğimde kızardın. “O, silah değil, onun bir adı var, Cevat” derdin.

Bilmem ki nasıl anlatsam seni… Anneye duyulan sevginin en saf haliydin. Kardeşe çekilen hasretin görünür haliydin. Ayırmazdın yanından, yastığından annenin mor tülbentini. Hiç zorlanmadım, mor tülbenti bana emanet ederken, annene duyduğun sevgiyi de bana eklediğini anlamakta.

Çünkü, sen sevdasın. Yoldaşlığa, kardeşliğe, anneye, kavgaya duyulan bir sevda… Sesin çağrıdır yarınlara. Hiçbir özgürlük türküsü senin sesinle buluşmadan duyuramaz kendisini. Ve tabii ki şiirlerin… Asıl orada bulurum, buluruz seni. Her özlemin ardından bir şiir yazardı ellerin. İçinde anne, kardeş, şafak olan şiirler. Ne diyordun bir şiirinde, “Güzellikleri yaratanları tanı, yaşa onlarla”. Her gün seni tanıyarak, tanıtarak yaşayacağım can yoldaşım.

Kavganın yaşamıma kattığı en güzel insansın sen. Seninle her şey mümkün. Yokuğun bile… Sözlerimiz vardı, tutmasını şehre bıraktığımız… Bedenini olmasa da, inancını taşıyacağım düşünü kurduğumız diyarlara. Hiçbir düş yarım kalmayacak, içinde sen olan.

Canım yoldaşım, şimdi yazılan en güzel şiirin, en içli türkünün adıdır Cömert Nazif EFE. Değişmeyen tek şeyin Cömert Nazif EFE olduğunu 🙂 -sen, kendini böyle tariflerdin- bilecek tüm insanlık.

Güzel ve güneşli yarınlara olan inancımızla, sözleştiğimiz güne duyduğumuz bağlılık  ile kucaklıyorum seni. Bıraktığın ve biriktirdiğimiz hatıraları mücadelemizde yaşatacağım. Ve söz verdiğimiz üzere, bir gün mutlaka bedenlerimiz yanyana gömülecek.

Cömert, emanet ettiğin tülbent bende kalan dokunuşundur. Taşıyıcısı olduğum silah, senin savaş iraden. Ne var ise sevgiye, özleme dair, hepsi, bizim yoldaşlığımızda buluştu. Bu maneviyat ile bağlıyım sana.

Yine senin sözün anlam bulacak aramızda. “Ayrı dursun bedenlerimiz ne çıkar? Yeter ki gönüllerimiz bir olsun.”

NOT: Kullandığım adı bile sen verdin; Fera. Severdin bu ismi. Ben de öyle…