Son Dakika
22 Mayıs 2017 Pazartesi
20 Aralık 2015 Pazar, 20:41
Onur Öncü
Onur Öncü onuroncu@umutgazetesi.org Tüm Yazılar

Devlet devletliğinde net, Kürtler de direnmekte net – Onur Öncü

Çözüm sürecinin fiilen bittiği 24 Temmuz’dan bu yana sürekli ilan edilen sokağa çıkma yasakları her geçen gün şiddetlenerek devam ediyor. Her geçen gün bir önceki günü geride bırakıyor

Bu dönemin 90’lı yıllardan ayıran ve kendine has bazı özellikleri var. 90’lı yıllarda herhangi bir devlet şiddetinin ‘resmi’ olarak belgelenmesi zaman alırdı. Örneğin devletin Kürdistan’daki kirli işlerini yürüten JİTEM’i resmi ağızlar hep ‘reddederdi’, ‘Bilmiyorum’ derdi, ki o dönem uzun yıllar ‘JİTEM var mı, yok mu? JİTEM ne yaptı?’ tartışmaları yapıldı. Bu dönem ise JİTEM’in adı ‘Esedullah Timi’ olmuş ve uzun uzadıya araştırmalar, tartışmalar yapmaya gerek de yok. Tüm dünyanın önünde işlenen cinayetler, hukuksuzluk var. Her şey eskisi gibi kapalı kapıların arkasından yürütülmüyor, ulu orta yürütülen bir imha savaşı var. Ve tüm bunların talimatını veren bir Başbakan var. Ne diyor Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Ev ev temizleyeceğiz”. Evet, ev ev  temizlik harekatının düğmesine basılmış. Yaşlı ya da çocuk fark etmiyor. Devletin gözünde, Kürtlerin hepsi ‘potansiyel terörist’. Sur’da keskin nişancılar tarafından vurularak öldürülen 15 yaşındaki Çekwar da terörist, çocuklar ölmesin diye canlı kalkan olan barış anneleri de terörist. Ne diyordu Suphi Nejat Ağırnaslı’nın annesi Nuran Ağırnaslı, “Devlet devletliğini yapıyor.” Evet, devlet devletliğinde ne kadar net ise, yasaklı mahallelerde yaşayan halk da direnmekte o kadar net. Bu direniş halini ve kararlılığı bölgede görmek mümkün.

Resmi yasakların yanı sıra kent genelinde fiili bir yasak da söz konusu. Mesela Sur’da yasak olmayan mahallelerden çıkmak için polis noktasında eller havada bir şekilde gelmeniz gerek. GBT ve arama yapıldıktan sonra mahallelerden çıkış yapılabiliyor. Aynı şekilde girişler de hava kararmadan yapılmak zorunda. Özel harekat polislerin kar maskesi takıp, eller tetikte bir şekilde halka tuttuğu silahlar, ağır bir psikolojik savaşın da bir parçası durumunda. Ayrıca 90’lı yılların simgesi olan Beyaz Toros’un yerini de Siyah Ford Ranger’lar almış. Devlet, tanklarla, silahlarla sırf savaş yürütmüyor. Bu savaşın bir de psikolojik bölümü var. Bu psikolojik harekatın en sert tavrını ise geçtiğimiz hafta gördük. Cizre ve Silopi’de ‘yasak’ başlamadan önce Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bölgedeki öğretmenlere gönderilen ‘şehri terk edin’ mesajı, özellikle çocuklarda derin izler bırakmış durumda. Sur’da oturan bir çocuk, “Bizim öğretmenlerimiz de bizi bırakıp gidecek” diyor. Bu çocuklar üzerinden yetişkin insanları da tedirgin ediyor. Bölge halkını tedirgin eden bir başka husus da siyah Ford Ranger’lar. 1 Kasım öncesi “Biz iktidara gelmezsek Beyaz Toroslar gelir” diyen Başbakan Ahmet Davutoğu, 1 Kasım sonrası tek başına iktidar olan AKP ile birlikte Ranger’ları Kürt illerine sürmüş durumda.

Siyah Ranger’lar da kimler var?

90’lı yıllarda sarkık bıyıklı Beyaz Toros kullananlar, bu dönem sakallı ve Siyah Ford Ranger kullanıyor. Bu Ranger’ları yasağın olmadığı mahallelerde görmek mümkün. Ticari taksi gibi dolaşan ve belli yerlerde bekleyen bu araçlar, bölge halkları için ağır tehdit. Şöyle ki, “yasağın kalkması için” basın açıklaması yapan kitlenin haberini takip eden JİNHA muhabiri Beritan Canözer’de bu araçlara bindirilerek gözaltına alındı ve daha sonra tutuklandı. Gözaltı gerekçesi ise tamamen keyfi. “Nereye götürüyorsunuz?” sorularına “Biz de bilmiyoruz” yanıtı verilirken, daha sonra işin iç yüzü ortaya çıktı. Canözer, “Makul şüpheli” sıfatıyla gözaltına alınmış ve daha sonra da tutuklanmış. Düşünün haber takip eden bir muhabir böyle gözaltına alınıyorsa, yasaklara tepki gösterenler nasıl gözaltına alınır tahmin etmek güç değil.

Bölge halkları birçok kentte gece gündüz sokakta. Yasakların kalkmasını istiyorlar. Tabii salt olarak “yasak kalksın, yine eskisi gibi olalım” demiyorlar. Özyönetim istiyorlar ve Özyönetim devlet nezdinde kabul görene dek de ne hendekler kalkar ne de barikatlar…

Son tahlilde Kürtler hiç olmadıkları kadar net. Çözümün artık masada olmayacağına, direnerek bir şeylerin kazanımla sonuçlarına inanıyorlar. Özyönetim ilanları öz savunma ile devam ediyor. Sur’da, Dargeçit’de, Nusaybin’de, Cizre’de, Silopi’de halkın talepleri kabul edilene kadar hendeklerin kalkmayacağını söyleyebiliriz.