Son Dakika
22 Mayıs 2017 Pazartesi
14 Eylül 2015 Pazartesi, 15:10
Evren Ergin
Evren Ergin evrenergin@umutgazetesi.org Tüm Yazılar

Biz tercihimizi yaptık – Evren Ergin

7 Haziran seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerin daha mürekkebi kurumadan Türkiye’de siyaset bir kez daha silahlarla sürdürülür hale geldi.
Bu durum aslında bir sürpriz değildi. Seçimlerden önceki birçok değerlendirmede 7 Haziran sonrasında Türkiye’de işlerin sertleşeceğine yönelik tespitler yapılmaktaydı. Seçim öncesi yaşanan askerlerin gerilla alanlarına sürülmesi, bombalı paketler, Amed mitingindeki bombalı saldırı gibi somut olaylar da bu tespitlerin hiç de afaki yapılmadığının kanıtıdıydı. Ancak seçim sonuçlarında beklenenin dahi üzerinden oy alınması hemen herkesi kendi yaptıkları tespitlerden kopardı ve hemen herkeste bir rahatlama ve gevşeme yarattı. E ne de olsa Erdoğan’ı başkan yaptırmamayı bırak, AKP’yi tek başına iktidardan bile etmiştik. Bundan sonrası daha kolaydı…
Meclisin fiilen işlemez hale getirilmesi, göstermelik koalisyon görüşmeleri, sarayın ve hükümet yetkililerinin müzakere süreciyle ve diğer toplumsal sorunlara ilişkin gün geçtikçe daha da sertleşen açıklamaları yetmedi Suruç’la kendimize geldik.
Suruç katliamı ve sonrasında sokak gösterilerine yönelik müdahalelerde her geçen gün daha da artan şiddetin dozu, kitlesel tutuklamalar, yargısız infazlar, kentlerin bombalanmasına varan askeri operasyonlarla yaşayarak görüldü ki Türkiye’de siyaset bir kez daha tarihsel gerçekliği olan savaş biçimine dönüştü.
Türkiye’nin geleneksel devlet yapılanması ve iktidar gerçeği için aslında normale dönüş olan bu durum gerek içerde gerekse dışarda yaşanılanlarla birlikte değerlendirildiğinde sadece bir meczubun Saray sevdası değil egemenler açısından zorunlu bir Türkiye ve bölge gerçeğiydi.
İçerde bir yandan, polis baskınları ve açıktan tehditlerle devam eden egemen bloktaki rekabet ve çatışma hali, diğer yandan başta Kürtler olmak üzere işçilerden, köylülere, kadınlardan gençlere kadar birçok toplumsal kesim ve sınıfta görülen isyan hali; dışarda ise dünya genelinde kısa vadede her hangi bir çıkış görülmeyen ekonomik ve siyasal kriz ve bunun bölgeye yansıması savaş gerçekliği, Türkiye’de siyasetin istenilse bile savaştan azade yürütülmesini izin veremezdi.
Devrimciler bir duruma ilişkin öngörüde bulunuyorsa kendilerini ona göre hazırlarlar. Alman İdeolojisi’nin hep atıf yapılan 11.tezinin temel anlamı budur. Ancak görüldü ki PKK dışında hemen hiçbir güç kendilerinin de ifade ettiği bu gerçeğe uygun davranmadı, tespit edilen duruma müdahale etmeye yönelik ne yeterli bir hazırlık yapıldı ne de konum alındı.
Bu durumu kitlelerle açıklamak düşük düzey solculuğun kendini ifşa etmesinden başka bir şey değildir. Bu solculuk hali kitleleri, objektif potansiyelleri üzerinden değil de olduğundan dahi geri bir pozisyonda görmekten kurutulamaz. Bu hal, yaşanan savaş gerçekliği içinde kitlelerin bir kısmını ileri taşımaya bir kısmını ise tarafsızlaştırmaya dönük kısa ve orta vadeli hamlelere soyunmak yerine; onları belirsizliğe ve iktidar bloğunun yönlendirmesine terk eder. Bu nedenle son iki gündür yaşananlar kediliğinden veya tesadüfü değildir. En bilinen kuraldır savaşta girilmeyen her çatışma düşmanı büyütür.
Gerek içerdeki ekonomik ve siyasal koşullar, gerekse bölgenin içinde bulunduğu koşullara bakarak şunu söyleyebiliriz; bundan sonra siyaset artık her geçen daha fazla savaş biçiminde devam edecek yani içerde ve dışarda savaş süreci sönümlenmek yerine daha uzun bir süre yoğunlaşarak devam edecek.
Bu gerçeklik karşısında devrimci hareket zorunlu bir tercihle karşı karşıyadır. Ya korumacı ve ürkek bir anlayışın sonucu pasif bir barış söylemiyle kitlelerin dahi gerisinde kalarak sessizce siyaset dışına sürüklenecek ya da hem iktidar bloğundaki boşlukları hem de kitlelerin görece ileri potansiyellerini değerlendiren bir yerden belli riskler alarak siyasette belirleyici bir aktör haline evrilecek.
Bu tercih, mevcut düşük düzey solculuk dünyasından kopuşun oluğu kadar sınıf mücadelesini kendiliğinden halden kendi için hale dönüştürmenin öncülüğüne soyunmanın da en güncel ve somut tercihidir.