29 Ekim 2016 Cumartesi, 13:33
İbrahim Tufan Eroğluer
İbrahim Tufan Eroğluer itufanerogluer@umutgazetesi.org Tüm Yazılar

Alevi Düşmanlarına Karşı Mücadele

Yüz yıl önce Ortadoğu’nun haritasını çizen emperyalist güçler, bugün yeniden bölgenin enerji kaynaklarını paylaşmak için halklar, dinler ve mezhepler arası temelli bir kapışmanın fitilini ateşliyorlar. Bölgenin çok dinli ve mezhepli yapısı göz önüne alındığında bu savaşın bu görüngülerle yürüyeceğini söylemek için kahin olmaya gerek yok.  Bugün tarihin sıkıştığı Ortadoğu’da bir bütün olarak halkların kaderi çiziliyor. Dışardaki bu kapışma ve şiddeti gün be gün artan bu savaşın içerde de yankısı olacak elbet. Milliyetçilik ve İslamcılık temelinde sistem mezhep ayrılıkları temelinde provokasyonlara girişebilecek ve ülkemizde Alevi-Sünni temelli gerginlikler artacaktır. Yani toplumu boydan boya kesecek bu çatışmanın ilk elden Alevi halkını etkileyeceği aşikar. Devletin Alevilerle bin yıllık kavgası dikkate alındığında nasıl bir tehlikenin Alevileri beklediği ortadadır.  Daha şimdiden yasaklanan aşure etkinlikleri, Alevilerin evlerinin işaretlenmesi bunun işaretleridir. Ülkeyi giderek rejim değişikliğine ve toplumu İslamcı faşist bir baskıyla sinmeye götüren bir  iktidar ile karşı karşıyayız. Bölgemizi ve ülkemizi belki de oluk oluk kan akıtılacak bir mezhepler savaşı bekliyor. Akp-Işid eliyle dayatılan bu savaş Alevi toplumu için bir varlık yokluk meselesidir artık.

Bahsettiğimiz bu çetin dönemde Akp-Işid faşizminin gücü ve acımasızlığı karşısında Alevi halkının mücadelesinin de disiplinli ve kararlı bir duruşu olması gerekiyor. Bu acımasız ortamda Aleviler üzerlerine çevrilecek namlular ve etraflarına örülecek provokasyonlar ortamında kendilerini var etmek, yaşatmak ve özgürleşmek içim kararlı bir mücadeleye girmelidir. Bu Türkiye Devrimi için aşikar bir durum. Alevi halkı bu olası durumlar karşısında öz savunma temelli her türlü eylemlerini örgütlemek ve geliştirmek durumundadır. Alevi halkının öz savunma gücü asıl olarak elbette her  musibetin kaynağı T.C’ ye çevrilmelidir. Aynı zamanda “ Her ağacın kurdu özünde olur” misali kendi içindeki işbirlikçileri de hedef almak durumundadır. Aleviliğin örgütlenmesi ve mücadelesi açısından bunlar önemli ve gereklidir. Alevilerin böylesine ezildiği bir ortamda basit Alevi tacirlerine müsamaha gösterilmemelidir. Yok biz illa tacirlik yapacağız diyorlarsa onlara kendilerine başka bir alan bulmalarını, Aleviliği burjuvaziye, kendi cellatlarına karşı teslim etmek isteyenlere kesinlikle acımayacağımızı göstermeliyiz. Bu gibi kişiliklere doğru yolu göstermeye çalışır, önerilerimizi sunar, görüşlerini de dinleriz. Yani tüm ikna yollarını kullanırız. Bize yok illa benim tek pazarım budur, ben ancak Aleviliği pazarlayarak, devletin ajanlığıyla, açık işbirlikçilikle var olurum diyorsa sonuçlarına katlanmalıdır.

Aleviler öz savunmalarını ilk planda devlete ve devletin uzantısı Alevi düşmanı faşist, dinci kurum ve kişilere karşı örgütlemelidir. İlk hedefler buralar olmalıdır. Bunlarla kapışma başladıktan sonra, Alevilerin öfkesi buralara yöneldikten sonra hedef düşman ajanlarına çevrilebilir, çevrilecektir. Buralara yönelme de işbirlikçilikte ve ihanette ısrar ettikleri oranda sürmelidir, sürecektir.

Türkiye Devriminin militanlarını bu alanda çok kapsamlı görevler bekliyor. Türkiye’nin ortamı, koşulları  ve içine girdiğimiz süreç çok açık. Adım adım yükselen faşizm yaşam alanlarımızı giderek daraltıyor, yok ediyor. Herkesi içine çeken ve dışında kalamayacağımız bir şiddet girdabı yükseliyor. Bu meseleler de bugüne kadar söylediğimiz ve bundan sonra söyleyeceklerimiz her parti kadrosu için geçerlidir. Bir mahallede, bir köye, bir fabrikada en küçük birimde bile halk yığınlarına önderlik etmek çok büyük bir adanmışlığı, kararlılığı ve dava insanı olmayı gerektiriyor. Bunlarla birlikte hatta daha fazla olarak devrimci duyarlılığı, ön görüyü, yeteneği ve yaratıcılığı gerektiriyor. 20 milyona yakın bir kitlenin davasını ve Alevilik gibi tarihsel bir direniş ve hak mücadelesini hakkıyla verebilmek için kimse kolaycılığı, basitliği ve faydacılığı aklından geçirmemelidir.

Bu mücadelede en önemli sorun Alevi halkının mücadelesini örgütleyecek kadroların eksikliğidir. Bunca çabaya rağmen bugüne kadar Aleviliği devrimci bir kimlikle temsil eden kitle önderleri yaratılamadı. Alevi dernek ve vakıflarında, cem evlerinde ve yayınlarında sol artığı, burjuva ikbal aracıları yazıyor, çiziyor, konuşuyor. Bu şarlatanlar Alevi kanaat önderi oluyor. Bu alan asla ihmal edilmemelidir. Aleviliği ve Alevileri her alanda kucaklayacak, bu dinamiğin inisiyatifini köreltmeden, ısrar ve inatla ikna çabası içinde perspektif sunacak, kendini bu dava ile devrim ve sosyalizm ile bütünleştiren bir militan tipine ulaşmak gerekiyor. Alevi halkının içinde bunun fırsatları mevcuttur. Yeter ki görelim ve önünü açalım. Mahallede, okulda, fabrikada kitle önderliğine yönelebilecek unsurlar var. Bütün sorun bu unsurları eğitmek, yetiştirmek ve militan bir devrimci kitle önderi haline getirmekte. Bu da devrimci öncünün, devrimci önderliğin sorunu kavrayışıyla ve soruna yaratıcı yaklaşımıyla ilgilidir. Yeter ki bu konuda ilk adımı atalım. Atılacak ilk adımı devrimci bir yürüyüşe çevirecek olan bizleriz.