Adı konmamış bir kuşağın romanı

Nabi Kimran ilk öykü kitabı “Firari Kahkahalar”da seksenli yılların ortalarından sonra öğrenci hareketi ve militan örgüt yaşamının gülümseten hikâyelerini yazmıştı. Şimdi yeni kitabı “Mekansız”da daha büyük bir işe girişmiş

22 Ekim 2016 Cumartesi, 22:32

Bir dönemi anlatan politik romanların en iyi örneklerini Vedat Türkali yazmıştır. Onun Güven’i yetmişli yılların politik ortamını en iyi aktaran eserdir. Çok olmasa da başka iyi örnekler vardır. Kaan Arslanoğlu’nun “Devrimciler”i 12 Eylül sonrasının örgüt militanının ruh halini iyi yansıtır. Oğuz Güven’in küçük öykülerden oluşan “Zordur Zorda Gülmek”ini de sevmiştim. Nabi Kimran ilk öykü kitabı “Firari Kahkahalar”da seksenli yılların ortalarından sonra öğrenci hareketi ve militan örgüt yaşamının gülümseten hikâyelerini yazmıştı. Şimdi yeni kitabı “Mekansız”da daha büyük bir işe girişmiş.nabi

Seksenli yılların ortalarından iki binli yıllara kadar bu ülkede mücadele eden sosyalistler büyük bedeller ödediler. Önce 12 Eylül darbesi ile darmadağın edilmiş kitle örgütlerini ve sosyalist örgütleri tekrar ayağa kaldırmak gibi bir çabanın içinde oldular. Bu kuşağın kendinden öncekiler gibi adı konmadı. Dönemin sert politik atmosferi en çok onları vurdu. Merter’de genç işçileri örgütlemeye çalıştılar, İkitelli’de, Ümraniye’de varoş gençlerini… Hemen hepsi seksenlerin ortasından tekrar başlayan üniversite hareketinin öncüleriydiler. Seksen sonrasının ilk yasadışı öğrenci yürüyüşü 14 Nisan eyleminde yer aldılar. Süleymaniye’de, köprü altında, amfilerin kuytu köşelerinde devrimi tartıştılar.

 

Öğrenci derneklerinde öne çıkan bu gençlerin bir kısmı dağın yolunu tuttu. Bir kısmı sendikalarda, derneklerde, kitle örgütlerinde yer aldı. Bazıları Cemil karakteri gibi yer altına indi. Doksanların başında Kürt savaşının da etkisiyle sertleşen politik ortam onları vurdu. İçlerinde Murtaza Kaya gibi bildiri dağıtırken infaz edilenler, Metin gibi gazeteci olarak izlemeye gittiği eylemde polis tarafından işkence ile öldürülenler, Seher gibi fakültenin üçüncü katından aşağıya atılanlar vardı.

Nabi Kimran, “Mekansız”da Cemil karakteri ile bu dönemi, seksenlerin ortalarından bugüne bu gençlerin hikâyesini anlatmış. Cemil, öğrenci hareketinden geçiş yaptığı örgütsel yaşamda bu dönemin bütün zorluklarını yaşıyor. Sürekli değiştirilen evler, cezaevleri, yarım kalan aşklar yitip giden arkadaşlar. Ama bunlara bakıp bir anı kitabı olarak görmemek gerekiyor “Mekansız”ı… Kurgusu, anlatımı ve içtenliği ile sağlam bir edebi yapısı da var. Cemil karakteri ile Nabi Kimran sosyalist mücadeleye katılan bir gencin, o ilk duygularının saflığına bir ağıt yakmamış. Elbette o temizliğe bir vurgu var. Ama aynı zamanda sağlam bir iç muhasebeyi de iyi yansıtmış. Bu yanıyla oldukça gerçekçi… Kendisine de, bu mücadelede yaşananlara ilişkin de iyi tespitler ve eleştiriler var.


Bu eleştirileri yaparken çokça düşülen tepkisellikten uzak kalmış. Okurken belki fazla iddialı gelecek ama Vedat Türkali’nin Güven’ini hiç aklımdan çıkarmadım, zaman zaman onunla karşılaştırmalar yaptım. Bizim ülkemizde her politik dönemin farklı bir kültürünün olduğu kabul edilir. O yüzden politik gençliğe vurgu yapmak için 68’liler, 78’liler denir. Adı konmamış bu kuşağın yaşamını bir okuyun derim. Üstelik onların öyküsü henüz bitmemişken…

(Sadık Güleç / Gazete Duvar)