12 Mayıs 2017 Cuma, 23:42
Ufuk Göllü
Ufuk Göllü ufukgollu@umutgazetesi.org Tüm Yazılar

6 mayıs kimin?

6 Mayıs 1972’de 3 devrimci önder idam edildi. Deniz, Yusuf ve Hüseyin, bu üç karanfil idamları sonrasında Türkiye devrimci hareketinin sembolleri oldular. Türkiye sosyalist hareketinin ve sosyal demokratlara kadar yayılan bir yelpazede geniş kesimlerin sahiplendiği değerler haline geldiler.
İdam sonrası ilk yıllarda üç fidanı sahiplenmek devlet tarafından ciddi kovuşturmaların hedefi haline gelmekti. Sonraki yıllarda bu korku duvarı aşıldı ve artık ülkenin birçok yerinde üç fidan kitlesel etkinliklerle anılıyor. Elbette yapılan bu anma etkinlikleri faşizm ve burjuvazi saflarında rahatsızlık yaratmaya devam ediyor.
Bu gün bir değerlendirme yaparsak; Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan idamlarından bu güne Türkiye devrimci hareketinin sembolü haline geldiler. Dolayısıyla devrimci hareketin çok geniş bir skalası 6 Mayıs şehitlerini sahipleniyor. Türkiye sosyalist hareketi içerisinde ulusalcısından liberaline kadar geniş bir kesim 6 Mayıs anmalarına katılıyor. CHP bile aktif bir şekilde her yıl anma etkinlikleri düzenliyor. Dolaysıyla bu kadar geniş bir toplumsal kesime hitap ettiği için çoğu zaman yapılan değerlendirmeler birbiriyle çelişir hale geldi. Bugün politik yelpazenin çok farklı kesimlerinde bulunanların hepsinin sahiplendiği, idam edilen üç devrimci imgesi net bir değerlendirme yapmayı zorunlu kılmakta.
6 Mayıs idamına giden yol, aslında üniversite amfilerinden Filistin kamplarına oradan da şehir gerillalığı ve kır gerillalığı faaliyetlerine uzanmaktadır. Dolaysıyla bu gün mesele en genel anlamıyla Deniz, Yusuf ve Hüseyin güzellemesi olarak geçiştirilemez. Ortada devrime adanmış hayatlar var. İşçi sınıfının ve ezilen halkların kurtuluşu için gözünü kırpmadan kendini feda etmek söz konusu. Bu yönüyle ciddi bir tarihsel miras var. Herkes bir şekilde bu mirasta kendini buluyor bunun parçası oluyor. Ancak gerçekliği daha ayrıntılı tanımlamak gerekli: İdam edilen üç devrimcinin bu gün hatırasına sahip çıktığını ve bu gün mücadele pratiği içinde onların takipçisi olduğunu söyleyenlerin ülkemiz devrimci mücadelesi içerisinde ki pozisyonları nedir iyi kavramak lazım.
Sonuçta 6 Mayıs şehitlerini anmak genel anlamıyla nostalji yapmak değildir. Mücadele içinde kendini yenileyerek işçi sınıfının ve ezilen halkların mücadelesinin ihtiyaçları çerçevesinde kendini var etmek anlamına gelmektedir.
6 Mayıs şehitlerinin takipçisi olmak onlar dün nasıl yüzünü Filistin’e dönmüşlerse bugün de Rojava devrimine dönmek anlamına geliyor. Orada ki mücadeleyle enternasyonalist dayanışma içinde olmak ve onların devrimci deneyiminden öğrenmek gerekiyor. Bu mirasın takipçisi olmak bugün faşizme karşı mücadeleyi yükseltmek , işçi sınıfının ve ezilen halkların kurtuluşu için faşizme karşı mücadelenin parçası olmaktır.
6 Mayıs’ta idama giden süreç esasında Türkiye devriminde ısrara verilmiş bir cezadır. Dolaysıya idamlarla yapılmak istenen yükselen devrimci gençlik mücadelesini ve sadece gençlik mücadelesinden öte siyasi iktidarı hedef almaya başlayan devrimci hareketi tasfiye etme hamlesiydi.
En genel olarak 71 devrimciliği kendi sağından medet uman anlayıştan bir kopuştu. Birçok yönden cüretli bir çıkıştı. İşçi sınıfı ve ezilenlerin özgürlük mücadelesinde kendi özgücüne güvenmek demekti.
Deniz, Yusuf ve Hüseyin’in idamı sonrasında gelişen Türkiye siyasi atmosferinin devrimci gelişimi onları birer sembol haline getirmişti. Bir şekilde yönü devrimci mücadelenin kenarından geçmiş herkes mutlaka üç fidanın anmasına katılmış onları anan bir etkinlikte bulunmuştur.
Şimdi gelinen noktada 71 devrimciliğinin açtığı yoldan belki de çok sular aktı. Ama o günün koşullarında cevaplanmayan bir dizi soru halen varlığını sorun olarak devam ettiriyor. İşçi sınıfı ve ezilen halkların özgürlük mücadelesi için bu tarihsel mirası yerli yerine oturtmaya ihtiyacımız var.
6 Mayıs devrim mücadelesi öne atılmış devrimci önderlerin idam günü. Bugün bu tarihsel mirasla bir şekilde ilişkilenenler ve kendileriyle bu tarih arasında bağlantı kuranlar bu devrimci mücadelenin ihtiyaçlarının ne olduğu sorusunu da doğru temelde yanıtlamak zorunda.
6 Mayıs’ta ölümsüzleşen devrimcilerin mirası bugün Rojava’da ve ülkemize savaşan Türkiyeli devrimciler saflarında yeniden anlam kazanıyor. Düzenin çizdiği sınırların dışında bir devrimcilik arayışı içinde olmak 6 Mayıs deneyimini doğru kavramak anlamına gelecektir.
Siyah beyaz resimleriyle bizlere sembol olan devrimciler bugün mücadele içerisinde yitirdiğimiz onların mücadelelerini kendine rehber edinen yeni devrimcilerin resimleriyle renkleniyor. Onlar kadar kararlı onlar kadar inançlı yeni bir nesil yetişiyor. Bu nesil kendisini işçi sınıfının ve ezilen halkların mücadelesine kopmaz bağlarla bağlı hissediyor.
Bu açıdan 6 Mayıs bizimdir bu gün mücadeleye onlar gibi kararlı bakan ve net olan devrimciler bu mirasa en yakın olanlardır. Buradan öteye yapılması gereken bu mirasa layık olmak hayatı bu temelde örgütlemektir…